ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

NE BAYRAMINDAN BAHSEDİYORSUNUZ?

   
Hüseyin AKSAKAL - DÜNYA HALİ Hüseyin AKSAKAL DÜNYA HALİ

Her sene 24 Temmuz’da basın mensupları için kutlama mesajları yayınlanır. Adı üstünde Basın Bayramı ya… Gelecek seçimde belediye başkanı olmak isteyenler, milletvekili adaylığı düşünenler,  halen seçilmiş olup da görevine bir dönem daha devam etmek isteyenler, basına yakın olmak isteyen bürokratlar…

Esasında bu kutlamaların basından sansürün kalkmasının yıldönümü veya basın bayramına mı yönelik olduğu, yoksa kişisel kariyerlerin gelişimine yönelik, Habermas’ın belirttiği şekilde “İletişimsel eylemler” mi olduğunu düşünmek güzel bir zihin jimnastiğidir. Hepsi sağ olsun, umarım amaçları neyse ona vasıl olurlar.

Yine, “Basından sansürün kaldırılışının" yıldönümünü mü kutluyoruz, yoksa “basından sansürün kaldırılmış gibi yapılmasının” yıldönümünü mü kutluyoruz diye bir sorgulama da yapmak gerekir.  Mesajlar, basından sansür kalkmış gibi bir hava yaratıyor, muhatapları –yani basın mensupları- basından sansür sanki kalkmış gibi mesajları kabul ediyor. 

Basın özgürlüğü dediğimiz şeyin, aslında basın mensuplarının özgürlüğü demek olmadığını, bunun yayın kuruluşlarının özgürce kanaat oluşturması, bu kanaatleri geliştirmesi önünde engel olmaması demek olduğunu hepimiz biliyoruz. Belki de doğru kavram olarak “Basının Bağımsızlığı”nı seçmek daha yerinde olacaktır ki bu da 1908 yılının 24 Temmuzunda gazetecilerin sansür memurlarını ofislerine sokmadığı o muhteşem günden bugüne kadar geçen yüz on beş yılda hala tesis etmeyi başaramadığımız bir bağımsızlık halidir.

Sansür memurları bugün gazetelerin neler yazdığını denetlemek için bir faytona toplanıp ofis ofis dolaşmıyor.  Dahası, dolaştıkları zamanlarda bile gazeteler, sansür memurlarının onay vermediği mevzuları gazetelerine koymamak için, fiziki sansürden daha önce otosansür dediğimiz sinsi aracı kullanıyordu. Hadi sansür gitti diyelim, ama otosansürün ortadan kalktığını söylemek mümkün değil.

BASININ PARADOKSU…

Basın özgürlüğü, basının kendini yayın sahasındaki tüm insanlara, yani halka, yani kamuoyuna karşı sorumlu hissedebildiği ölçüde mümkün olabilir.  Basın kuruluşlarının bayi satışı veya haber merkezlerini baskı altına almayı amaçlamayan reklamlar üzerinden kendini idame ettirebileceği bir gelir sağlaması mümkün olduğunda söz edebiliriz böyle bir özgürlükten.  Dahası, demokrasinin varlığı, özgür seçimler kadar, okuryazar bir toplumu, -dolayısıyla demokratların varlığını- gerekli kıldığından, yazılı bir metni okuma arzusu sıfıra yaklaşan toplumlarda, ne basının böyle bir ekonomik bağımsızlığı, ne de demokrasi üzerindeki teorik rolünü taşıması mümkün olamıyor maalesef. Bugün medyamızın içinde bulunduğu temel paradoks budur.

Basın  yukarıda sayılan gelirlerden mahrum olduğunda kamusal destekler ve siyasi  ya da ekonomik güç merkezlerinin sübvansiyonlarından yararlanma yoluna gider. Bu aslında ilk başta basın için pozitif bir bakış açısıyla yapılıyor olabilir.  Fakat biraz dikkatli olan herkes, zamanla kendi başına varlığını idame ettiremeyen kuruluşların, gerek kamusal, gerekse ister siyasi, ister ekonomik güç olsun, kendisini destekleyen kurumsal yapıları rahatsız etmeyecek bir pozisyonu daha konforlu bulacaktır, hatta bulmaktadır. Paradoks aşılamazsa, bulmaya da devam edecektir.

Acı bir örnek ama durumun anlaşılması için yararlı… Hayatında bir tek yerel gazete almamış, ilan vermemiş, reklam vermemiş, hatta kahvede beleş bulduğu yerel gazeteyi eline bile almamış bir vatandaş, yerel gazetelere sübvansiyon sağlayan bu siyasi ve ekonomik güç odaklarının hoş karşılamayacağı bir fikrini ifade etmek ister diye düşünün.  Ekonomik cenderedeki basın kuruluşunun muhabiri, çalıştığı kurumun düzenli gelirlerinden mahrum kalma pahasına yapmak durumunda bulur kendini.Öte yandan, bu odakların mesela, sansürün kaldırılmış gibi yapılmasının yıldönümünde basın kuruluşlarına gönderdikleri mesajları yayınlamak daha risksizdir. 

Hukuki sınırlamalar da vardır tabii ki, ancak basında bu kadar sene sonra sinsi bir otosansürün varlığı hala öne sürülüyorsa, sebebi budur.  Sansür memurları yok sadece… Öncesi ve sonrası, başlangıcı ve finali aynen duruyor sansürün.

O GÖRDÜĞÜNÜZ DÜĞÜN DEĞİL, CENAZE...

Elbette işin doğrusu, teorisi farklı. Basın kuruluşu doğrudan halka karşı sorumludur dedik ya… Yani Basın, devlete karşı bile belli bir bağımsızlığı koruyabilmelidir. Yoksa halkın aleyhine düzenlemeler karşısında kamuoyunun tepkisini, toplumdaki çeşitli sosyal grupların ifade özgürlüğünün gerçekleşmesini sağlama özelliğini yitirmiş olur.  

Böyle kara bir tablo karşısında yine de enseyi karartmayın…  Toplumsal destekleri her geçen gün erise de, sırf demokrasinin gereği olduğu için, sırf gerçeğe ve doğru olana duydukları tutkudan dolayı hala bu konuları yazmakta inat edebilen, “mızrağın çuvala sığmadığını” göstermeyi görev bilen gerçek gazeteciler var. 

Ama bayram filan demeyin… Gördüğünüz kalabalık bir düğün değil, bir cenaze olabilir.  Gazetecilerin  ve çalıştıkları kurumların varoluş mücadelesi verdiği, özgür basının yerini “belirlenmiş bir kanala” sevk edilen bir basın türünün aldığı ve “Sansürün Kaldırılmış Gibi Yapılmasından” sonra geçen yüz on beş yılda sinsi bir oto sansürün etkilerinin sürekli artan şekilde hissedildiği bir ortamda siz ne bayramından bahsediyorsunuz?



YORUMLAR

Ali demirkol | 24 Temmuz 2023
Ozgur olmayan baski altinda tutulan basinin bayramini kutlarim
Hüseyin Gül sücüllü koyu | 12 Ağustos 2023
Bursadan saygilar ilkokul arkadaşım ereğli vezonguldaka selamlar hüseyin gül
Tugce | 6 Eylül 2023
Özgürlük yokta bunu nasıl yazdınız
Fani dünya | 27 Ekim 2023
Tuğce´ye cevap.özgürlük yönetenlere dokunmadigin süre için de var...


Hüseyin AKSAKAL DÜNYA HALİ Tarafından Yazılan Son Yazılar

KENDİ AYAKLARI ÜSTÜNDE BİR EREĞLİ…


Gazetelerde, internet sitelerinde, sosyal medyada, realitenin ne olduğundan ziyade, kimin haklı olduğu veya kimin neye sahip olduğu, neye s... Devamını oku >>

GEÇEN HAFTA, BU HAFTA


İçimden hiç yazı yazmak gelmiyor…  Daha doğrusu ne yazsam yetersiz olacağını bildiğimden, klavyemden utanıyor, be... Devamını oku >>

BEKLEYEREK DEĞİL, ÇALIŞARAK…


Karadeniz Ereğli yeni yıla okulda akran zorbalığının bir örneğini konuşarak girdi. Bir meslek lisesinde dört öğrenci, eng... Devamını oku >>

İL OLMA TALEBİ YA DA EREĞLİ’YE SAĞIR OLMAK…


2020 Aralık ayında, neredeyse tam iki yıl önce bu konuyu yine yazmışım. “Karadeniz Ereğli, taleplerini merkezi idareye aktarm... Devamını oku >>

ŞIPINİŞİ FESTİVAL


Tam genel seçimler için kolları sıvayan aday adaylarının ortalıkta gezinmeye başlamasını, kamusal alan pratikleri ve iletişim... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

NE BAYRAMINDAN BAHSEDİYORSUNUZ?
EREĞLİ ‘’DİNAMİKLERİ’’ ZAYIF
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

32,3607
34,4602
2.437,83

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

açık
açık 16o

SON YORUMLAR