ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

KUTUP YILDIZININ GÜNÜ

   
Hüseyin AKSAKAL Hüseyin AKSAKAL

İnsan kimseyi sahiden tanımaz. Tanıma dediğiniz şey, karşınızdaki kişinin size sunduğu tezahürleri algılama biçiminizden ibarettir. Hayatınızda yer eden kişilerin çocukluğunda nasıl biri olduğunu, bir evlat, bir kardeş, bir ebeveyn olarak evreni nasıl işgal ettiğini,  bireysel geçmiş dediğiniz şeyin ne kadarını doğru aktardığını bilemez, yüreğinin içini göremezsiniz.

Yine de tezahürler, bir bölümü onları sunan kişinin, bir kısmı da sizin hayat tecrübeniz içine köklerini uzatan algı biçiminize bağlı olduğundan, gerçeğin bir parçasıdır ve bu yüzden de önemlidir. Çocukluk ve gençliğinizin, bir sürü başka çocuk ve gençle paylaştığınız öğrencilik yaşamınızda öğretmen sıfatıyla karşınıza çıkan kişilerin mükemmeliyet algısı, onların size sunduğu tezahürün nitelik ve niceliğiyle doğrudan bağlantılıdır.

***

Ereğli Lisesi’nden mezun oluşumuzun üstünden geçen otuz beş yılın ardından, kara tahtanın önünde duran öğretmenlerimizin –“Hocam” derdik onlara- hepsinin ayrı ayrı anılmaya –ve anlatılmaya-  değer özellikleri olduğunu, o günleri yaşadığımız dönemde hiç anlayamadığımız kadar iyi anlıyoruz. 

Yeni, daha açık, daha cesur bir toplum modelinin doğum sancılarının yaşandığı 1980’lerin ikinci yarısında, öğretmen diye bildiğimiz rol modeli, imge olarak çeşitli yönleriyle devleti temsil etmekten oluşurdu. En azından bu meslek ve mensuplarının tezahür biçimi buydu.  Kimi öğretmen, haylaz öğrencilere uyguladığı amansız disiplin yöntemleriyle devletin ceberrut, haşin yüzünü, kimisi bir okulu bir yuvaya, baba ocağına dönüştüren müşfik yüzünü, kimisi gelecek inşa eden, ufuk açan ve ne bileyim devlet kavramıyla o günlerde bir şekilde bağlantılı binbir yüzünü tezahür ettirirdi. 

Yıldız Derinler bu öğretmenlerden biriydi.  Matematik öğretmenimizdi. Onunla ilgili fikirlerin, gerçekten kendisinin sahip olduğu niteliklerden mi kaynaklandığını, yoksa geçen süre içinde bir miktar stilize mi edildiğini ayırt etme imkânımız yok ama bugüne ulaşan hatırası ve izleniminin, dersi ile kimliğini, kişiliği ile üslubunu, o günün çocukları ve gelecekteki ufuklarını aynı anda gören ve hepsine tek bir kişi gibi saygı gösteren b ir “bilgelik” tezahürü olduğunu pek çok öğrencisi kabul edecektir.

Gemicilerin, gündüz güneşe bakarak buldukları rotaları, geceleyin Kutup Yıldızı’na bakarak bulduğu gibi, öğrenciler de yetişkinlik ve toplumun sorumluluk taşıyan bireylerine dönüşüm yolculuklarını, çoğunlukla etkilendikleri öğretmenler vasıtasıyla sonuçlandırırlar.  Bu Kutup Yıldızı rolü, belki herkes kadar, belki daha fazla Yıldız Derinler –adı gibi- için doğrudur.

***

Ömrünü ifade biçimleri ve kelimelerle geçirmiş birinin, sayılarla ömür törpüleyen birini rol modeli, bir “Kutup Yıldızı” olarak görmesinin bir parça izaha ihtiyacı var.

Öğrencilerin bir çoğu matematikten ya hoşlanmaz, ya da korkarlar. Yıldız Derinler’den önce matematik bu satırları yazan kişi gibi, çoğu arkadaşımız için de sadece sene sonunda karnede bulunan not kadar önemli ve gerekli, anlaşılmaz semboller ve rakamlar kombinasyonundan ibaretti. Yıldız Hanım, o sıralarda oturanlara değil de, gelecekte işgal edecekleri sosyal rollere hitap eder gibi “Siz, (bir isim söyler) lütfen tahtaya kalkar mısınız?” dediğinde başlarda bunun önemli bir farka işaret ettiğini anlayamadığımızı kabul etmek gerek. Tahtada sorulan limit, türev, integral vesaire sorusunun çözülmesi halinde teşekkür eder, çözülememesi halinde ise içine bir miktar üzüntü  karışan bir sesle öğrencinin oturduğu sırayı başıyla işaret eder, “buyrun” derdi.

O sıralarda aklı bir karış havada olan ve kısaca “Öğrenci” adıyla tarif edilen haytalara “siz” diye hitap etmesi, bu da sınıftaki herkesi birer insan, birer birey, birer gelecek olarak gördüğünün veciz bir ifadesinden başka bir şey değildi. Zamanla kendimizi sırf Yıldız Hanım üzülmesin, yerimizi gösterirken kederli bir ciddiyetle başıyla yerimizi işaret etmesin diye, tahtaya kalktığımızda karşımıza çıkabilecek sorulara hazırlandığımızı hatırlıyorum. Sene ilerledikçe, matematiğin kendince bir ufku olduğunu, insanoğlunun mühendislik terekesini üreten şey olduğunu, dersin içeriği kadar, onu öğreten kişinin kimliğinin önemini de bir şekilde, belli belirsiz hissetmeye başlamış olmalıyız. Nitekim, matematiğin o sınıf düzlemindeki uygulamalarına etki eden trigonometri gibi konularını aynı düzeyde öğrenememiş olmanın sızısını o sınıftaki öğrencilerin çoğu çekmiş; “keşke onları da Yıldız Hanım’dan öğrenseydik” diye içinden geçirmiştir muhtemelen.

***

Gerçekte Yıldız Derinler’i kara tahtanın önündeki tezahürü bir yana bırakılırsa, birey olarak çok iyi tanıdığımı –kim bir başkasını kâmilen tanıyabilir ki?– söyleyemem. Liseden mezun olduktan sonra hiç karşılaşmadık ki bu da yaklaşık olarak otuz beş yıl geçmiş demek oluyor. Öğretim yılının sonuna doğru, yetiştirdiği bir öğrencisinin de, kendisinin eğitim gördüğü Ereğli Lisesi’nde öğretmen olarak çalışmaya başladığı, bu sayede “Öğretmenlerin öğretmeni” sıfatı kazandığı hatırımda kalmış. 

Kişisel hayat serüvenim, yeniden rakamlardan, harf, kelime ve cümlelere döndüğünde bile izleri silinmeyen bir matematik mantığı mirası, o Kutup Yıldızının, Yıldız Derinler’in armağanı olarak hala varlığını sürdürüyor. Bu ve önümüze koyduğu rol modeli için kendisine şükran borcumuzun hiç eksilmediğini, tam tersine arttığını söylemek yanlış olmaz. Mezuniyetimden sonra kendisini hiç görmedim ama elini öpmeyi en fazla istediğim kişilerden birisidir o. Öğretmenler gününüz kutlu olsun Yıldız Hocam.

 Ve tüm öğretmenlerim, hocalarım; tanıdık, tanımadık tüm öğretmenler, eğitim camiasının üyeleri;  okulda veya hayatta en ufak bir olguyu daha doğru şekilde algılamamıza vesile olan herkes… Öğretmenler gününüz kutlu olsun!



YORUMLAR


Hüseyin AKSAKAL Tarafından Yazılan Son Yazılar

MESAİ DIŞINDA KAR KÜRÜYEN TEMİZLİK İŞÇİSİ


Kar yağdı, yollar kapandı, elektrikler kesildi.  Sosyal medya yıkılıyor, belediye sınıfta kaldı, elektrik şirketi üstüne d&u... Devamını oku >>

KAR YAĞARKEN…


Senenin ilk kar yağışı nedeniyle evlerde hapis kaldık. Hoş kar yağmasa bile sokağa çıkma kısıtlaması olduğu bir dönemde, kar ya... Devamını oku >>

DİJİTAL HAFİFLİK!


İnternet gazeteciliği ve konvansiyonel gazetecilik birebir örtüşen olgular mıdır? Bugünlerde, kâğıda basılan gazete... Devamını oku >>

YILIN SON GÜNÜ… ORADA BİR YER…


Yılın son günü… Orada bir yer var… İstanbul’da, Ankara’da, Urfa’da, Ağrı’da, Edirne&rsqu... Devamını oku >>

HER BİRİMİZ, HEPİMİZ… MUTASYONDAYIZ…


Covid 19… Koronavirüs… Bir yıl önce Çin’in Wuhan kentinde başladı. Bir yıl içinde dünya... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

KAR ALTINDA KALANLAR... KURUMSAL EŞ GÜDÜM, ÖRGÜTSÜZ TOPLUM, ELEŞTİRİ AHLAKI…
MESAİ DIŞINDA KAR KÜRÜYEN TEMİZLİK İŞÇİSİ
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

7,4093
9,0117
441,92

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

parçalı bulutlu
parçalı bulutlu 9.o

SON YORUMLAR