ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

KARANTİNA EKİNOKSU

   
Hüseyin AKSAKAL Hüseyin AKSAKAL

Bugün 21 Mart… Ekvatorda gölge boyu sıfır. Kuzey yarımkürede bu günden sonra geceler gündüzlerden uzun olacak. Güney yarımkürede sonbahar, kuzey yarımkürede ise ilkbaharın başladığı gün. Kuzey Kutbu’nda altı aylık gündüz, güney kutbunda altı aylık gece başlıyor.  Dört nala uzak Asya’dan gelip kısrak başı gibi Akdeniz’e uzanan memleketimin bulunduğu Kuzey yarımkürede İlkbahar Ekinoksu…

Yine de ilk aklımıza gelen neredeyse tüm kültürlerde yaşam ve yeniden doğuşun simgesi olan baharın başlangıcı değil. Tüm dünya özellikle ileri yaş gruplarında ölümle sonuçlanabilen küresel bir salgınla boğuşuyor.  Yazın gelmesini hararetle bekliyoruz ama yaz tatili için yapılan ayarlamalar değil, salgının havalar ısınmasıyla etkisini kaybetmesine yönelik bir beklenti yüzünden.

Belli başlı ülkeler, kendilerini karantinaya aldı. Karantina normalde  bugüne kadar bölgesel, lokal düzlemde karşılaştığımız bir olguydu.  Bugün sadece hasta olduğundan şüphelenilen veya tanıları pozitif çıkan bireyler değil, tüm bireyler kendini toplumdan tecrit etmeyi bir mücadele biçimi olarak benimsiyor. Bu da bir karantina türü yani.  Bilmem daha önce olmuş mudur? İlk kez bir ekinoks gününü belli başlı karantina tedbirleri içinde geçiriyoruz.

Salgının etkilediği tüm bölgelerde sosyal hayata sınırlamalar getirildi. Haber bültenlerinin başına oturduğumuzda, içimizde birbiriyle çelişen iki duygu var. Bir yanımız salgının kısa süreceğine ve tüm önlemlerin alındığına ilişkin açıklamalara inanmak istiyor, öbür yanımız ise açıklamaların gerçeği yansıtmak şöyle dursun, vahametini gizlemek için yapıldığı korkusunu taşıyor. İnsanın evrende tüm varoluşu budur. Korkular ve umutlar birbiriyle yarışır, umut galebe çaldığında korkular unutulur, korkular galebe çaldığında umutlar…

Ama kimi şeylerin unutulmaması da gerekir.

***

Kriz anlarında insanların olgulara bakışında bir çarpılma yaşanır.  Şu anda kendini sağlıklı hisseden herkes, hastalık taşıyanları kendisi, ailesi, ülkesi ve insanlık adına tehdit olarak algılama eğilimine kapıldı.  Ortaçağda cüzamlılar nasıl toplum dışında tecrit ediliyorsa, hastaların o  şekilde  sosyal bağlarının koparılmasına ilişkin genel,  hastalığın kendisinden daha tehlikeli bir anlayış  var.

Şunu hiç aklımızdan çıkarmamamız gerek. Koronavirüs hastası dediğimiz k işiler de içimizden kimilerinin yakını, akrabası, bu topluma hizmet vermiş, şu anda zorlu bir hastalıkla mücadele eden içimizden insanlar.  Hastalıkla mücadele sadece onların değil, tüm toplumun sorumluluğudur. Bu yüzden daha önceki bir yazımızda da belirtildiği üzere, gelin sağduyuyu, aklı ve vicdanı bir kenara bırakmadan, sosyal yaşamın böyle zamanlarda ihtiyaç duyduğu soğukkanlılığı elden bırakmayalım.

Şunu da unutmayalım. Korkular büyüdüğünde, o korkular üzerinden toplum hayatını hastalıklı şekilde yönlendirmek isteyenler hep olacaktır. Korku büyüdüğünde asıl yapılması gereken, bu korkuların tüm yaşamı yönlendirmesine müsaade etmek değil,  aynı büyüklükte bir umut yaratmanın peşinde olmaktır.  

Sağduyunun emri budur.

***

Unutulmaması gereken bir şey de, bugünün geçmişe bakarak anlaşılacağı, geleceğe bakarak yaşanacağıdır. Bu kritik günleri aştığımızda, daha evvel tahripkar depremleri, vahim sel afetlerini, büyük iş kazalarının yarattığı travmaları unutuluş gayyasına gömerken yaptığımız hatayı yapmamak. Eğer bu salgın musibeti, geçtikten sonra unutulursa, bir süre sonra aynı tedbirleri uygulamanın şart olduğu başka bir musibete yine hazırlıksız yakalanabiliriz.  

Büyük ihtimalle, insanın yaşama tutkusunun gücü, karanlık bir geleceğe inanmaktansa, güneşli, güzel, sağlıklı bir geleceğe inanmayı kolaylaştırdığından unutuyoruz bunları. Dahası, bir süre sonra salgının ortadan kalkması –ki buna bir süre daha imkan olmayacak gibi görünüyor- halinde, birileri bu nihayeti kendi zaferinin tacı olarak alnına takmaya çalışacak ve yazıya böyle dökülecek. Unutturulmak istenenler toplumun büyük kesimi tarafından unutulacak, hatırlanması istenen olgular çeşitli ritüeller ve söylem biçimleri ile hafızalarımıza kazınacak.  Bir savaşı kazanan komutanın adı hatırlanırken, o savaşta cepheye koşan ve hayatını kaybedenlerin ailelerinin durumunun bir süre sonra unutulmasına benzeyen bir durum bu.

Onları da unutmamamız gerek.

***

Bu karantina ekinoksu gününde, salgın hastalığın etkilediği altı yüzü aşkın vaka, bilinen 9 can kaybı var.  Bu rakamların pik noktasına dek yükseleceğine şüphe yok. Bugün itibarıyla Zonguldak genelinde belirlenmiş bir vakaya rastlanmadı ama ebediyen böyle devam etmesi çok ufak bir ihtimal.

Kamu görevlisi bir tanıdığım, vaka sayısının biraz daha artması durumunda, matematiksel olarak Zonguldak’ta vaka görülmesinin kaçınılmaz olduğu yorumunda bulundu.  Şu  an için hastaların hangi vilayetlerde olduğu açıklanmıyor. Tek tük dedikodu ve haberlerden çıkarımlarda bulunmak mümkün. Bu tanıdığın yorumu gerçekleşir, Zonguldak’ta vaka tespiti yapılır, dahası can kaybı olursa,  yapılması gereken şey paniğe kapılmak değil, yine sağduyu ve aklın emrettiği tedbirleri uygulama kararlılığıyla, soğukkanlı biçimde yaşamı sürdürmeye devam etmeye çalışmak. Yapacak başka bir şey yok. Daha doğrusu, en az hasarla bu günleri atlatmanın başka bir yolu yok.

Son olarak, böyle musibetler yoluyla büyük insanlık ailesinin bir ferdi olduğumuzu ve hiç birinden ayrı olarak var olamayacağımızı, en vahim belalarla mücadele ederken aynı kabilenin birer üyesiymiş gibi hep birlikte hareket etmenin gerekliliğini yeniden anlıyoruz.

Bunu da akıldan çıkarmamamız gerek.

 



YORUMLAR


Hüseyin AKSAKAL Tarafından Yazılan Son Yazılar

POSBIYIK SEVİLİYOR MU, SEVİLMİYOR MU?


Başkan Posbıyık,  Temmuz ayının ilk toplantısında “Sevilmeyen bir adam olduğumu biliyorum” dedi. Bunu elbette genelde Ereğ... Devamını oku >>

PÜR MELALİMİZİ VALİ Mİ SÖYLEMELİYDİ?


Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz, ilçe ziyaretlerinin sonuncusunu Karadeniz Ereğli’ye yaptı. Bu bir tercih. Hatırlanacak... Devamını oku >>

İYİMSER


Ağaca bakarken ormanı gözden kaçırmamak gerekir.  Derya içinde olup deryadan bihaber balıklar olmamanın ilk şartıdı... Devamını oku >>

KAMPÜS DENİLİNCE KUMPAS ANLAMAK


Bu satırların yazarı, Karadeniz Ereğli’de kampüs kurulmasının gündeme geldiğinden bu yana, kampüs ve önündek... Devamını oku >>

REKTÖR, EREĞLİ KAMPÜSÜ KONUSUNDA FİKRİNİ NİYE SÖYLEMİYOR?


Karadeniz Ereğli Bülent Ecevit Üniversitesi’ne bağlı bir üniversite kampüsü istiyor.  Bu talep aslında ... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

BİR “GÜNAH VADİSİ”, SOSYAL MEDYA…
POSBIYIK SEVİLİYOR MU, SEVİLMİYOR MU?
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

6,8648
7,7746
393,86

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

açık
açık 27o

SON YORUMLAR