ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

ZOR ZANAAT… Beddua karşılığı çalışmak…

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

Bayramın ve bayram tatilinin son gününde daha iç açıcı bir yazı yazmak isterdik. Ancak icra ettiğimiz mesleğin, “dış kaynaklı” meslek hastalıkları ve meslektaşlarımızla dayanışma duygusu bir zaruret olarak kendini dayatınca aşağıda yazdıklarım ortaya çıktı.

Şair Ahmet Arif’in, “Döğüşenler de var bu havalarda/El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem” dizelerinde tanımladığı kadar olmasa da şu pandemi koşullarında, Ağustos sıcağında, üstelik büyük çoğunluğumuz kanırtırcasına bayramın tadını çıkarırken, “çalışanlar da var bu havalarda” diyesi geliyor insanın.

Sağlık çalışanları en başta. Kamuda kritik görevlerde çalışanlar, üretimin devamını sağlayan işçiler, gıda sektörü çalışanları bunlar arasında.

Bir de bizim nankör meslek, gazetecilik var. Saatini, yerini, hikayesini belirleme şansımız olmayan, sadece en objektif şekilde olay ve gelişmeleri en hızlı şekilde topluma aktarma sorumluluğuyla hareket ettiğimiz bir mesai kavramı.

Bu belirsiz mesai kavramının kendi doğasındaki zorluklara razı bir çok meslektaşımız ne yazık ki ekstra sıkıntılara, sataşmalara, bedduaya, tacize, şiddete muhatap oluyor.

2 Ağustos Pazar akşamı, iki genç meslektaşımızın yaşadıkları en taze ve ibretlik örnek.

Saadettin Yıldızhan ve Seval Yıldızhan arkadaşlarımız Kurban Bayramı’nın üçüncü günü akşamı aldıkları duyum üzerine Ereğli’de Jet Yolayrımı mevkiinde yaşanan kazayı haberleştirmek üzere olay yerine gidiyor. Mesleğin en meşakkatli kısmıdır sahada haber kovalamak. Düğün, bayram, tatil dinlemez. Sorumluluk gereği gidilir. Arkadaşlarımızda böyle yapmış. Bir çocuğumuzun haberleştirdiği kazayı, sosyal terbiyelerine kefil olabileceğim bu iki arkadaş haberleştirmeye çalışırken olay yerinde önce sözlü, ardından kısmi itişmeye dönüşen ve sonunda “inşallah sizinde çocuğunuz olur da kaza geçirir” tarzında beddualı şiddete maruz kalıyor.

Bu iki meslektaşımız ve sahada görev yapan meslektaşlarımız, bu tür olaylarda muhakkak ki haberle alakalı kişilerin başta mahremiyeti olmak üzere tüm hassasiyetlerine dikkat eder, etmelidir. Orada bulunma sebepleri, her hangi bir kişiyi teşhir etmek, rencide etmek, onurunu kırmak değil, sadece yaşanan olayı olduğu gibi kamuyla paylaşmak içindir. Kişilik haklarına bir tecavüz, en hafif deyimiyle bir saygısızlık varsa tabii ki bunun savunulacak yanı yoktur ve başta yasal yollar olmak üzere her türlü yöntem kullanılmalıdır. Ancak, gazeteciyi taciz etmek, şiddet uygulamak, beddua okumak bu yöntemler arasında olamaz.

Bu tür olaylarda olay yerinin belli bileşenleri vardır. Emniyet ve sağlık ekipleri bunun başında gelir. Nasıl ki olaya müdahale eden emniyet görevlileri görevini yapıyor ve kimse itiraz etmiyorsa; sağlık ekipleri gerekli müdahaleyi yaparken tepkiyle karşılanmıyorsa meslek eşitlemesi veya eşitsizliği yapmadan kamusal olarak aynı sorumlulukta hareket eden gazeteciye de saygı gösterilmelidir.

Yasal, toplumsal, bireysel bir kısıtlılık varsa meslektaşlarımız bunun bilincinde olacak kadar eğitimli ve sorumluluk sahibidir.

Tam da bu nedenlerle gecenin bir vaktinde işini yapmaktan başka derdi olmayan, açıkçası fazla güvencesi de olmayan basın çalışanlarına mesleğin doğasından kaynaklı bir çok sıkıntı yanında hiç kimsenin ek sıkıntı yaşatmaya hakkı yoktur.

Siz hiçbir hırsızı yakaladığı için, “inşallah senin çocuğunda hırsız olur, tutuklanır” bedduası alan bir polis memuru, yaralıyı ambulansa taşırken, “inşallah çocuğun da kaza geçirir de sedyeyle taşırsın” zılgıtı yiyen bir sağlık çalışanıduydunuz mu? Duyduysanız bu ne kadar kabul edilebilir?

İşte bu gerekçelerle, sahada çalışan arkadaşlarımıza yapılan, yapılacak her türden müdahaleyi kabul etmiyoruz. Zor zanaat bu mesleği “beddua karşılığında” ve “insanların acısından keyif aldığımız için” değil, mesleki sorumluluklar içerisinde, insani duyarlılıklarla karnımızı doyurmak için yapıyoruz.

Lütfen işimize, aşımıza, kişiliklerimize saygı gösterin. En az işinize, aşınıza, kişiliğinize gösterilmesini istediğiniz kadar…

 



YORUMLAR


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

KAR ALTINDA KALANLAR... KURUMSAL EŞ GÜDÜM, ÖRGÜTSÜZ TOPLUM, ELEŞTİRİ AHLAKI…


Karadeniz Ereğli 2012 yılından sonra son on yılın en yoğun kar yağışını yaşadı. Günler öncesinden yapılan “yoğun kar ya... Devamını oku >>

Ereğli’de tüm kabahat sizin? KAR… Z KUŞAĞI… VATANDAŞ…


Karadeniz Ereğli 3 gündür karla boğuşuyor… Bir şeyi ne kadar çok istersen gün gelir olur ya… Bizl... Devamını oku >>

AH LA FONTAİNE AH… VAH ENERJİ-SA VAH…


Gözü kör olasıca La Fontaine … Yumurta olarak başladığı hayatının 17 senesini toprak altında geçirip, sadec... Devamını oku >>

EREĞLİ ‘DE KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE?


Ne ilginç bir kent Ereğli? Hani neredeyse, kimin eli kimin cebinde bilemiyorsun. Ya da kim kime, dum duma … Bir b... Devamını oku >>

BİLİM, TÜRBAN, KELEPÇE


Bilgiyi, gözlem ve deneyim sonucunda sentezlenmiş olgu olarak tanımlamak mümkün. Bilim ise belli bir disipline ve alan... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

KAR ALTINDA KALANLAR... KURUMSAL EŞ GÜDÜM, ÖRGÜTSÜZ TOPLUM, ELEŞTİRİ AHLAKI…
MESAİ DIŞINDA KAR KÜRÜYEN TEMİZLİK İŞÇİSİ
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

7,4164
9,0112
442,03

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

parçalı bulutlu
parçalı bulutlu 9.o

SON YORUMLAR