ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

“YASAK AŞK” HABERLERİNİN GERÇEK MAĞDURLARI! “VURUN KAHPEYE”

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

Türkiye’nin yetiştirdiği değerli düşünce insanı ve siyasetçi, rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ü, bir televizyon programında sunucu, “hocam yasak aşk yaşadığınız doğru mu?”  sorusuyla sıkıştırmaya çalışıyordu.

Öztürk, her zamanki muzipliği ve zeka kıvraklığıyla soruyu bertaraf etmişti; “aşk ne zaman yasaklandı, çocuklar. Benim haberim olmadı bundan…”

Sert bir konuya Yaşar Nuri Hocamızla yumuşak bir giriş yapalım dedik.

Gün geçmiyor ki, bir siyasetçi, bürokrat veya toplum önündeki bir kişi hakkında bazen ismi verilerek bazen alâmetifarikası (belirgin özellikleri) işaret edilerek “yasak aşk” veya “cinsel yaşamı” üzerine haber yapılmasın.

***

Şunun altını çizmekte fayda var.

Bu konuyu irdelerken bu tür haber yapan meslektaşlarımızı eleştirmek değil amacımız. Neticede haber değeri olduğuna inandıkları ve kendi meşreplerince bir yaraya parmak basmak istedikleri için yapıyorlar bunu. Burada asıl sorun, meselenin nihayi aşaması. Ortaya çıkan sonuç!

Bu türden iddia ve haberlerin tamamına yakınında iddia veya habere konu olan kişilerin (erkeklerin)  siyaseten, adli açıdan veya mesleki pozisyon ve kariyerlerinde bir dalgalanma yaşasa da kurulu hayat ve düzenlerinde çok fazla bir değişme oluyor.

Oysa, belki de bu türden ilişkilere bazen, mecburiyetten, bazen kurulan baskıdan, kimi zamanda “gönüllü” olarak konu olan kadınların her koşulda mağdur edilmesi gerçeğiyle karşı karşıyayız.

***

Neden böyle oluyor?

Öncelikle duygu ve cinsellik insanın bir gerçeği, bunun altını çizmeliyiz. Bu gerçekliğin yaşanabilmesinin en temel kriteri, tarafların karşılıklı rızası. Bu yeterli mi? Değil tabi! Toplumsal kabul görmüş ölçüler, yaş durumu, tarafların medeni durumu ve daha bir dizi olgu bu türden ilişkilerin toplumca ve yasalarca nasıl algılanacağının maddi zeminini oluşturuyor. Bu konularda bir sıkıntı yoksa aslında kimsenin bir şey söylemeye de hakkı yok.

***

Ancak yaşanan örneklerde durumun seyri biraz farklı.

Öncelikle habere veya dedikoduya konu olan bu türden ilişkilerde ilk göze çarpan erkeğin para, siyasi konum, bürokratik görev açısından kendisini “güçlü” hissetmesi. Kadının ise daha edilgen ve genellikle bu güçlü erkeğin denetim, yönetim veya etki sahasında olması. Erkek genellikle ya müdür, ya patron, ya da değişik vasıflarda yönetici. Kadın ise ya memur, ya çalışan ya da gündelik yaşamını idame ettirme derdinde.

Hal böyle olunca steril anlamda ortada bir “duygu ilişkisinden”,”gönüllü birliktelikten” bahsetmek çok zor. Yaşanan erkeğin politik, bürokratik ve maddi gücünü kullanarak kadınını kendine mecbur etmesi, en hafif ifadeyle karşılıklı bir çıkar ilişkisine girmeleri oluyor.

***

Can alıcı soru şu?

Bu ilişkiler deşifre edilince ne oluyor? Önce “kim bunlar” derdine düşüp, merak hazinemizi tatmine yöneliyoruz. Sonra kraldan daha kralcı bir ahlakçı olup bir yargılama yapıp, kendimizi, çevremizde temize çekiyoruz. Bu tür olaylar genellikle adli aşamaya gelmeden bir biçimde “kol kırılır yen içinde kalır” anlayışıyla “hallediliyor”.

Erkek en fazla bir süre “dinlenmeye” alınıyor. Dinleme derken görevden alınma, uzaklaştırma değil, bir süre göze görünmemesi sağlanıyor.

Ya kadın… Somut örneklerden biliyoruz ki en zararsız haliyle çalıştığı alan değişiyor. Erkek paşa paşa işine gücüne devam ederken kadın ya sürülüyor ya da işinden oluyor.

Ve nihayetinde “hafif kadın” damgasını da yemiş olarak erkek egemen toplumun önüne atılıyor.

***

Özetle bu türden ilişkilerin bizde tartışılıp çözüme kavuşmuş hali çoğunlukla, kadın açısından, “vurun kahpeye” sahnesiyle final yapıyor. Her açıdan hırpalanmış, kadın gururu aşağılanmış ve toplumsal olarak etiketlenmiş şekilde yeniden yeniden “kadınlığını kullanarak” hayatı üretmeye mahkum edilmiş bir kadın.

Erkek zaten mesele açığa çıkınca bu ilişkiyi kabullenmeyerek, yaşadığının bir “suç ilişkisi” olduğunu önce kendi zihninde otomatik olarak güncelliyor ve erkek olmaktan kaynaklı haklarını kullanmak ve yeni hoyratlıklarını sergilemek için yeni zemin ve zamanlar için “sabrediyor”.  Ne zor bir iş erkek açısından…

***

Yeniden Yaşar Nuri Hocamıza dönecek olursak… Rahmetli, yaşadığını en azından sahiplenecek bir medeni cesaret gösteriyor.

O zaman madde bir: Toplum önünde savunamayacağımız her türden ilişki, yasaktır suçtur. Ya yaşamayacağız, ya savunacağız.

İki: açığa çıktığında hiç kıvırmadan, çok böbürlendiğimiz “erkeliğimizle” meseleyi sahiplenmeliyiz. Sonuçları ne olursa olsun. Hele ki “suçu” kadına yükleme acizliğine düşmemeliyiz.

Madde üç: Bu tür mevzuları teşhire ve yargılamaya yönelenler, “ilk taşı en günahız olanınız atsın” demeyelim ama hiç öyle “yasa bu kadarına izin veriyor” ifadesine sığınmadan iddialarını somut olgu ve isimler üzerinden dile getirsin, diyeceğini desin. Tabii bunu yaparken de zaten mağdur edilmiş bir ilişki kurbanı olan kadının yeniden mağduriyetine yol açmadan.

Bunun dışındaki her türden yaklaşım, niyet ne olursa olsun, erkek egemenliğine yeni meşruiyet alanları açmanın ötesine geçemez.

Buna da toplumsal literatürümüzde, “VURUN KAHPEYE” denir…

 



YORUMLAR


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

KAR ALTINDA KALANLAR... KURUMSAL EŞ GÜDÜM, ÖRGÜTSÜZ TOPLUM, ELEŞTİRİ AHLAKI…


Karadeniz Ereğli 2012 yılından sonra son on yılın en yoğun kar yağışını yaşadı. Günler öncesinden yapılan “yoğun kar ya... Devamını oku >>

Ereğli’de tüm kabahat sizin? KAR… Z KUŞAĞI… VATANDAŞ…


Karadeniz Ereğli 3 gündür karla boğuşuyor… Bir şeyi ne kadar çok istersen gün gelir olur ya… Bizl... Devamını oku >>

AH LA FONTAİNE AH… VAH ENERJİ-SA VAH…


Gözü kör olasıca La Fontaine … Yumurta olarak başladığı hayatının 17 senesini toprak altında geçirip, sadec... Devamını oku >>

EREĞLİ ‘DE KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE?


Ne ilginç bir kent Ereğli? Hani neredeyse, kimin eli kimin cebinde bilemiyorsun. Ya da kim kime, dum duma … Bir b... Devamını oku >>

BİLİM, TÜRBAN, KELEPÇE


Bilgiyi, gözlem ve deneyim sonucunda sentezlenmiş olgu olarak tanımlamak mümkün. Bilim ise belli bir disipline ve alan... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

KAR ALTINDA KALANLAR... KURUMSAL EŞ GÜDÜM, ÖRGÜTSÜZ TOPLUM, ELEŞTİRİ AHLAKI…
MESAİ DIŞINDA KAR KÜRÜYEN TEMİZLİK İŞÇİSİ
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

7,4011
9,0047
441,68

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

parçalı bulutlu
parçalı bulutlu 9.o

SON YORUMLAR