ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

AHLAKİ ÇÜRÜME VE SOSYAL MESAFE

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

Yaklaşık sekiz aydır dünyayı ve ülkemizi kasıp kavuran küresel salgında hali hazırda ne önleyici bir aşı ne de kesin sonuç veren bir tedavi yöntemi geliştirilmedi.

Bireylerin kendi öz korunması, kamusal tedbirler ve sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarını dışarıda bıraktığımızda virüsle mücadelede elde avuçta en geçer akçe ısrarla tekrarlanan hijyen, mesafe, maske üçlemesi kalıyor.

Tabii şöyle bir gerçek de var. Toplum sağlığını tehdit eden sadece salgın hastalıklar, virüsler, savaşlar değil.

Ahlaki çürüme ve çözülmenin aynası niteliğindeki vakalar ve bu vakalara bakış açısı, mücadele tarzı, özetle ahlaki değerleri karşısına alan her türlü tutum ve anlayış en az küresel salgınlar kadar toplum sağlığını tehdit ediyor. Hem de o derecesine ki kimi durumlarda kişi yaşadığı toplum içinde kendini nefes alamaz hissediyor, boğulma hissine kapılıyor.

Covid salgınını, Türkiye’nin bölgesinde küresel bir güç olma adına geliştirdiği askeri-siyasi hamleleri ve iç siyaseti bir tarafa bıraktığımızda ülke gündeminin neredeyse tümünü oluşturan çocuk istismarı ve kadın cinayetlerini buluyoruz karşımızda.

Bu iki dezavantajlı toplumsal kategori bir yandan ülkedeki suç mahalinin haritasını verirken diğer yandan en tepeden en aşağıya kadar takınılan tavırla güç olma ve kirlenme ikileminin nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor.

Her açıdan savunmasız bu iki toplumsal gurup müptezelliğin, ahlaksızlığın, bireysel şiddetin, bu şiddetle kişinin içindeki ilkel iktidar güdüsünün kendisini konumlandırdığı mağdurlar coğrafyası oluyor.

Bunun en somut ve iğrenç örneğini geçtiğimiz hafta Siirt’te yaşanan ve henüz çocuk denecek yaşta bir kızımızın intiharı, aslında cinayetiyle ve ardından gelişen hukuk felaketleriyle yaşadık.

18 yaşındaki İpek Er’e günlerce tecavüz eden ve intihara sürükleyen Uzman Çavuş Musa Orhan’dan bahsediyoruz. Kamuoyu baskısıyla önce tutuklanan, ardından kaçma şüphesi bulunmadığı iddiasıyla serbest bırakılan sürükleyen Uzman Çavuş Musa Orhan olayını münferit (bireysel) bir olay olarak değerlendirmek mümkün mü? Burada asıl dikkat çekilmesi gereken husus, failin kaçma şüphesi olmadığı için serbest bırakılması değil, failin görevine, siyasi düşüncelerine güvenerek yaptığını kendine hak gören ve asla yargılanmayacağına olan edindiği güven duygusudur. Dışarı salınan bir fail değil, yeniden aynı suçları işleyecek güven duygudur. Tehlike ve iğrençlik buradadır.

Aynı duygu sosyal medyada kadın muhataplarını harem ağası gibi cariye yapmakla tehdit eden, yine kısa bir süre önce kadın gazeteci arkadaşımıza yaptığı haberden dolayı kızıp, patpatı cinsel organına batırma hakkı bulan, kişilikleri cinsel kimlikleriyle özdeş ve bu kimliklerinin hezeyanlarını edinilmiş hak gören potansiyel suçluların önünü açıyor.

Peki asıl sorun nerede? Kendi tarafında olmayanların eylemini geçtik her açıklamasını terörle ilişkilendirip kriminalize eden siyaset tarzında, bu tarzın aklından geçeni kanun farz edip her düşünce açıklayanı kaçma şüphesi yüksek etiketiyle sonu gelmez yargılamaların muhatabı eden yargı müessesesinde, mafya baronlarından kahraman devşiren şartlı salıverme yasaları icat eden siyasi akılda.

Hal böyle olunca toplumda şöyle bir beklenti öne çıkıyor. Tamam bizler, kötücül her şeyle mesafe koyalım araya ama lütfen sizler de genliği zehirleyen, mafyalaşmayı özendiren baronlarla, çocuk ve kadınları kendi cinsel nesneleri olarak gören, gerektiğinde canını alma hakkı gören, intihara sürükleyen, “daha önce çok yaptım, bana bir şey olmaz” sözünü doğrulatırcasına elini kolunu sallayarak gezen ahlaksızlıklarla mesafeli olun.

Tabii bunun için de tıpkı virüsle mücadeledeki gibi öncelikle hijyen şart. Kirlenmemiş ve kire karşı duran vicdan ilk şart… Ondan sonra mesafe koymak geliyor. Burada tek fark maskede… Hukuk maskesi takmadan gerçekten adil olmak gerekiyor.



YORUMLAR


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

MADALYONUN İKİ YÜZÜ: “HAİN” ARINÇ, “KAHRAMAN” ÇAKICI…


Geride bıraktığımız haftaya iki isim damga vurdu. Neredeyse birbirleriyle hiçbir ortak yanı yok bu iki ismin. Kullandıkları dil, ... Devamını oku >>

EREĞLİ’NİN KÜÇÜK GELİNİ KİM?


Rahmetli annemin numunelik lafları vardı. Hemen her durumda lafı çok uzatmaz, durumu sade şekilde özetleyen, izah eden bir d... Devamını oku >>

BİR YEM BORUSU OLARAK, “EREĞLİ İL OLSUN” SÖYLEMİ VE POSBIYIK’IN ÜÇÜNCÜ YOLU


Kimi durumlar vardır. İzahı için saatlerce konuşulabilir. Ya da cuk oturacak bir sözle, deyimle fazla lafa gerek kalmaz. Bil... Devamını oku >>

DÜĞÜN DEĞİL BAYRAM DEĞİL, POSBIYIK KİMİ ÖPÜYOR?


Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, siyaset ve yöneticilik açısından küçümsenemeyecek bir birikim ve deney... Devamını oku >>

DEPREMİN KAHREDENLERİ VE KAHRAMANLARINA…


Acı duyuyorsan canlısın, başkasının acısını hissediyorsan insansın. Biyolojik yanını bir yana bırakırsak insan nedir, kime denir, sorusunu ... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

MADALYONUN İKİ YÜZÜ: “HAİN” ARINÇ, “KAHRAMAN” ÇAKICI…
KUTUP YILDIZININ GÜNÜ
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

7,8187
9,3602
449,33

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

açık
açık 12o

SON YORUMLAR