ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

ŞİDDET, KADINA ŞİDDET, KÖR ŞİDDET

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

Dün, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ydü.

Gün dolayısıyla çeşitli etkinliklerle şiddet ve kadına yönelik şiddet protesto edildi. Toplantı, konferans ve benzer etkinliklerle bilince çıkartılmaya çözüm yolları gösterilmeye çalışıldı.

Kavramsal olarak karşıtını psikolojik yöntemlerden başlayarak nihayetinde fiziki saldırılarla sınırlandırmayı, iradesini kırmayı, dışsal bir iradeye koşulsuz boyun eğmeyi amaçlayan, başaramadığı oranda da ortadan kaldırmayı amaçlayan davranışlar bütününe şiddet diyoruz.

İşin özü şiddet, sahası neresi olursa olsun “iktidar” olmayı veya “iktidarını” korumayı isteyen kişilerin, grupların, toplumsal katmanların, milletlerin ve nihayetinde devletlerin en işlevsel silahıdır.

Güçlü olanın veya gücü eline geçirmek isteyenin, bu güce yaslanarak, “haklılığını kabul ettirmenin” isteyenin kendini var etme biçimidir.

Doğal olarak, güçsüze yönelir. Ya da güçten düşürmeye, boyun eğmeye zorlar. Bu ister iki kişi arasında olsun, ister kadınla erkek arasında olsun, ister devletle toplum, isterse iki toplumsal kesim arasında olsun geçerli kural budur. Bu silsile içerisinde tabii ki şiddetin en katmerlisi, en güçsüze, en ötekine, en alttakine yaşatılır.

Kadına yönelik şiddet de işte tarihsel ve toplumsal olarak “örgütlü erkek iktidarı” karşısında en zayıf kalana çok yönlü bir saldırı olarak somutlayabiliriz. Çünkü erkek gerek cins olarak kadın karşısında, gerekse tüm siyasi ve toplumsal güç ve yönetme mekanizmalarında tepeden tırnağa gücü ele geçirmenin avantajına, “haklılığına”, “meşruluğuna” sahiptir. Bu kimi zaman baba, kimi zaman koca, kimi zaman akraba ama asıl olarak “erkek toplum”- “erkek devlet”, en pespaye şekilde ise “sokağın efendisi” kılığında, “erkeğin basit bir eklentisi”, “mülkü”, “namusu” olan kadına hayatı zindan etmekte, “hayatını sonlandırma” hakkını kullanmaya sevk etmektedir.

Amaç aslında çok basit ve çıplaktır… Kadını cins olarak toplumsal iktidar sahasına yanaştırmamak. Eşit bir ilişkiye, kendisi olarak yaşamaya fırsat vermemek.

 

****

Başta kadına yönelik şiddet olmak üzere tüm şiddet biçimlerinden arınmak mümkün mü? Ağır bir tarihsel, toplumsal mirasa dayanan ve güncel olarak bireyden devletlere kadar “var olmanın en temel biçimi” olarak bellenen “şiddetin” bugünden yarına aşılması çok da kolay değil. Bu bir toplumsal eğitim, dönüşüm işi. Ancak bu dönüşümün, eğitimin temel mantığı önemli ve bu mantık şiddetin işlev gördüğü her yerde uygulanabilir.

O da “güç-iktidar” olmayı, paylaşılabilir bir anlayışa oturtmakla mümkün. Mutlak güç değil, gücü paylaşabilen bireyler, bunun yaşandığı aile ortamları, siyasetçiler ve siyaset kurumu şiddetin panzehiri olabilir.

Daha açıkçası şiddeti yok edecek tek şey, demokrasi bilincidir. Paylaşma kültürüdür. Zayıfı güçlendiren, güçlülüğü haklı olmanın amentüsü değil, paylaşmanın ilk şartı gören bireyler ve toplumlar ancak şiddeti ait olduğu yere, medeniyetin dışına sürecektir.

Bu çerçeveden bakıldığında çok daha özgün bir saha olan kadın-erkek ilişkilerinde ve kadına şiddetin önlenmesinde kendine has tedbirlerle birlikte gücü kadınla paylaşmaya ve eşitlenmeye “razı” erkek bilinci oluşturulamadığı sürece bu sorun derinleşerek sürecektir.

“Aslan oğlum”, “hanım kızım” gibi biri etken diğeri edilgen cinsiyet yükleyici sıfatlar kurduğumuz sürece de bu işi en başta evimizde bu çözümü tuzla buz etmiş ve sonuçta erkeği haklı, kadını suçlu ilan eden “çapkın adam”, “orospu kadın” çarpıklığının mimarlarından birisi oluruz.

Formül çok basit aslında paylaşmayı, eşitlenmeyi, birlikte güç olmayı ve yönetmeyi ruhumuza, toplumsal ruha yedirmek.

****

Böyle olmayınca ne oluyor? Şiddet sadece kadına yönelik olarak kalmıyor, kalamaz. Evde, sokakta, okulda zayıf olan kadını yönetmek, ezmek, öldürmekle kodlanan erkek zihniyeti, diğer futbol takımını destekleyenleri etekli hayal ediyor, siyaseten kendisi gibi düşünmeyeni hain ilan ediyor, başka etnik kesimleri ve ulusları kahpelikle suçluyor. Onlara karşı her türlü hakareti ve duruma göre saldırıyı kutsal bir görev, “vatan sevmenin”, “dindar olmanın” ilk şartı sayıyor.

****

Bu şartlarda kendini üreten şiddet sarmalı en son kertede her sorunu ele almanın, çözmenin tek yöntemine dönüşüyor. Çünkü bir kere haklı olmanın patentini ele almışsın. O zaman bu haklılıkla, yaşadığın en basit sorunu “güçle” çözmeye kalkıyorsun. Kural kanun, adalet yargı, hepsi bitiyor. Kör şiddet başlıyor.

Hem de ne kör..

Toplum olarak bu konuda geldiğimiz vahim durumu en iyi özetleyen güncel bir olayı paylaşarak sözü bağlayalım. “İstanbul, Bahçelievler'de bir sürücü kursu öğretmeni, sınavı geçemeyen öğrencisinin yakınları tarafından yol ortasında tekme tokat dayak yedi” İşte gelinen nokta. Burada mantık, hukuk, adalet geçtim onları en basit bir gerekçe bulunabilir mi? Tek açıklaması var. “Vay sen misin bizim kıza araba sürmeyi öğretemeyen, gel ulan beri…”

Şimdi mevcut zihniyete göre bu öğretmenin yedi sülalesi de toplanıp, sınav sonucunu “şiddetle protesto” eden aileye had bildir mi? Burası Türkiye, olur böyle şeyler der bizde seyrederiz.



YORUMLAR


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

SORUN CAMİ DEĞİL CAMİALAR ARASINDA


Ereğli gündemini işgal eden Bakanlık marifetiyle Ereğli sahiline cami yapılması konusunda sorunun kaynağına işaret edebilmek iç... Devamını oku >>

BU SAATTEN SONRA HEPİMİZ YILDIZ TİLBE’NİN ASKERİYİZ... SAHİLE CAMİ YAPTIRMAYIZ!!!


5-6 Ocak günleri toplanan Karadeniz Ereğli Belediye Meclisi’nde çok dramatik, acıklı, bir o kadarda gerilimli bir ortam ... Devamını oku >>

ZİNCİR MARKETLERLE İLTİSAKLI OLMAK


Çok bilinen ve sevdiğim bir sözdür. İzahı olmayan şeylerin mizahı olur… Bu söz kadar, yurdumu, yurdum insanını... Devamını oku >>

EREĞLİ’DE, BİR “BATTI BALIK YAN GİDER” VAKASI


Sıkça kullandığımız bir deyimdir. Yaşadığı felaketlerden ders çıkarmayan, olanları kısa sürede unutan ve aynı sonu&ccedi... Devamını oku >>

ERDEMİR’İ VERİP BİR GORİL PARKI MI ALMALI?


İlk bakışta kel alaka bir başlık gibi duruyor bu başlık. Öyle ya ne alakası var Ereğli’de kurulu ülkenin en güzide ... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

SORUN CAMİ DEĞİL CAMİALAR ARASINDA
O CUMARTESİ AKŞAMI…
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

13,4710
15,2948
795,25

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

kar yağışlı
kar yağışlı 0.o

SON YORUMLAR