ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

POSBIYIK’IN “KAYYUMU”

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

Bir hukuk terimi ve uygulaması olarak kayyum, siyasal iktidarın belediyeler üzerinde geliştirdiği tasarrufla yaklaşık 3 yıldır siyasal alanda da boy gösteriyor.

Hukuk kavramı olarak, “belli bir malın belli bir süre yönetilmesi ya da belli bir işin yapılması için resmi makamlarca yetkili olarak görevlendirilmiş kimse” şeklinde tanımlanan kayyumun siyasal izdüşümü olan başta HDP belediyeleri olmak üzere yer yer batıdaki belediyelerde de gündeme gelmesinin nedenleri az çok biliniyor. Siyasi iktidarın “terörle mücadele” gerekçesiyle seçilmiş belediye başkanları ve belediye meclisleri üzerindeki bu uygulaması, gerekçesi ne olursa olsun, başta seçim yasaları, seçilme şartları olmak üzere seçmen iradesine bir güvensizliği ifade ederken, anayasa ve yasalarca sınırları belirlenmiş seçme ve seçilme meşruiyetini, yasal zemini devre dışı bırakarak, özellikle seçmen açısından gayrı meşru ve yasa dışı zemini meşrulaştırma tehlikesini de bağrında taşıyor.

Neredeyse sadece sandıkla sınırlanmış demokrasimizde bir de bu kıt demokrasinin sonuçlarını atanmışlarla değiş tokuş etmenin ülkenin güvenliğine ve demokrasisine ne katacağı da ayrı bir sorun. Ancak asıl konumuz bu değil. Temel iki kriter olarak, seçilmiş ve atanmış kriterinin altını çizerek asıl konuya geçelim.

KİŞİSEL BİR BAŞARI HİKAYESİ Mİ, TEK ADAMLIĞIN PSİKOLOJİK ALT YAPISI MI?

Ereğli Belediye Başkanlığı’nı 31 Mart 2019 seçimlerinde ezici bir sonuçla CHP’nin adayı Halil Posbıyık kazandı. Ezici bir çoğunlukla Halil Posbıyık’ı destekleyen Ereğli halkının yine ezici bir çoğunluğu Posbıyık’tan 5. Kez seçildiği belediye başkanlığında birçok beklentinin yanı sıra, daha demokratik bir yönetim bekliyordu.

Ne var ki Posbıyık, seçildiği andan itibaren bu demokratik yönetim beklentilerini boşa çıkartacağının işaretlerini vermeye başlamıştı. Hemen hemen yaptığı tüm açıklamalarda, seçim başarısını siyasal bir çizginin, siyasi bir partinin ve belli değerlerle kendine destek veren seçmenlerin başarısı olarak değil, kişisel başarısı olarak tanımladı.

Oysa Posbıyık’ın görmediği ya da görülmesini istemediği gerçek daha farklıydı. Şayet bu kişisel bir başarının ürünüyse aday adaylığı sürecinde bu kişisel özgüvenle hareket etmek yerine son ana kadar CHP’nin adayı olma gayretinde bulundu. Bu gün “ben CHP’ye rağmen seçimi kazandım” diyen bir ismin en azından o gün CHP’ye rağmen de aday olma cesaretini göstermesi gerekirdi. Bugün “belediyeyi batırmakla” eleştirdiği geçen dönemin belediye başkanı Hüseyin Uysal bile “Ak Parti’ye rağmen” hem de en iddiasız partiden aday olma cesaretini göstermişken, kendi karizmasına bu kadar güvenen Posbıyık’ın son ana kadar Ankara kapılarını aşındırması ve ilçede toplumun her kesiminden başta da bu gün “marjinallikle” suçladığı solun her tonuyla bile defalarca toplantı yapması hiç de CHP’ye rağmen seçim kazanacağına inanan bir siyasetçinin işine benzemiyor.

BELEDİYEYİ YÖNETME TARZI

Posbıyık’ın seçimden sonra geliştirdiği bu kişisel başarı hikayesinin sadece bireysel bir ego patlaması, kendini övme olmayacağı açık. Özellikle pragmatik bir siyasetçi olarak Posbıyık kendini övmekten çok, 5 yıllık bir dönemde uygulayacağı siyaset tarzı ve yönetim anlayışının önünü açıyordu. Özetle belediyeyi yönetirken üzerinde bir parti disiplini, denetimi, kritik aşamalarda bir itiraz istemiyordu. Daha da özeti “tek adam” olmanın alt yapısını hazırlıyordu.

SEÇİLMİŞLERDEN ATANMIŞLARA GEÇİŞ

Bu söylemle birlikte hızla yeni seçilen belediye meclisi üyelerini de dolaylı bir baskı altına alarak iradesiz kıldı. Belediye meclisinden iki ismi başkan yardımcısı olarak atasa da aynı atamalarla eş zamanlı olarak Ereğli Belediyesi ölçeğine göre kabarık bir danışmanlar ataması gerçekleştirdi. Kime ne oranda danıştı o ayrı ancak neredeyse belediye meclisi üyelerinin sayısına yakın bir resmi ve gayrı resmi danışma ekibi oluşturdu çevresinde. Görece olarak bu durum elindeki siyasi gücü yayma gibi görülse de bu baskılanmış ve meclisten istediği kararları çıkartma dışında çok ihtiyaç duymayacağı meclis üyelerini fiilen çevresinden ve belediyeden uzak tutmanın bir adımıydı.

DÜŞMAN ALGISI VE YENİ DANIŞMANLAR

Posbıyık, seçimden sonra hızlı bir şey daha yaptı. Seçim öncesi verdiği tüm sözlere rağmen, mazbatasını alır almaz özünde haklı gerekçeleri de sloganlaştırarak ERDEMİR ve OYAK yönetimi hakkında ucu açık bir kampanya başlattı. Öyle ki kentin, kent adına düşünce ve iş üretme yetenek ve enerjisi olan herkesin dikkatini bu çatışmaya çekmeye çalıştı. Bunu yaparken de saflaşmayı sadece OYAK yönetimine karşıtlıkla sınırlamadı. Kendisine ve yönetim anlayışına yapılacak en ufak eleştiriyi “düşmana” (OYAK) hizmet etmekle eş tutarak, “beni eleştirirseniz, kavgacı derseniz, motivasyonum bozulur, iyi savaşamam” söylemine kadar getirdi. Şimdi herkes kara kara düşünmeli, “ne demesek de başkanımızın OYAK’la savaşırken motivasyonu bozulmasın” diye.

Bu göstermelik savaş için de iki yeni danışman daha atadı. Hemen hemen tek işleri Erdemir ve OYAK konusunda done toplamak, dosya oluşturmak bir nevi  “savaşın” propagandasına alt yapı hazırlamak olan bu yeni danışmanları şu an itibarıyle seçilmişlerin de önünde gibi. Karabük ziyaretinde görüldüğü gibi birçok yere yanında her hangi bir başkan yardımcısı dahi almazken bu danışmanlarıyla gidiyor, meclise dahi bazı konularda bu danışmanlarıyla malumat veriyor. Üstelik bu danışmanlardan birisi 7 ay önce Ak Parti listesinden meclis üyesi adayı iken Posbıyık’ın hemen yanı başında “danışılacak kişi” konumuna gelmesi de Posbıyık’ın engin gönüllülüğü mü danışmanın yetenekleri mi bu da gizemli bir konu.

SEÇİLMİŞLERİN “MEMURLAŞTIRLMASI”

Danışmanların belediye yönetimine bu kadar ortak ediliyor görüntüsü yanında peki seçilmişlerin durumu ne? Posbıyık siyasette kurtlaşmış bir isimdir ve çoğu kez söyleyeceklerini satır arasında ya da dolaylı söyler, sonra işine gelmezse de “dilim sürçtü” veya “yanlış anlaşıldı” diyerek “düzeltir”.

Hem savaşa tutuştuğu OYAK’la neme nem bir savaş içinde olduğu, hem de seçilmiş yakın çalışma arkadaşlarına biçtiği rolü anlama açısından bir örnek vermeliyiz. Üstelik de “ben uzlaşmacıyım, ama kimse uzlaşmak istemiyor” diyerek suçladığı OYAK yönetimiyle ne kadar uzlaşmaya açık olduğu ya da gerçekten savaştığını izah edecek bir vaka…

Yaklaşık bir ay önce OYAK yönetimini temsilen bir isim yaşanan sıkıntıların çözüme kavuşması için aynı zamanda belediye meclis üyesi de olan bir başkan yardımcısına görüşme-konuşma öneriyor. OYAK yöneticileri cahil değil herhalde, başkan yardımcısı şahsında yapılan öneri Ereğli Belediyesi’ne ve başkanına yapılan öneridir. Peki bu öneri karşısında Posbıyık’ın tavrı ne? Kasım ayı meclis toplantısında dolaylı sözleriyle hem ne kadar uzlaşmaya açık olduğunu hem de en az kendisi kadar Ereğlihalkını ve belediyesini temsil etme yetkisi olan seçilmiş bir başkan yardımcısına bakışını özetleyen o konuşma şöyle:

“Belediye ile görüşme talebinde bulunmuşlar.(OYAK’ı kast ederek)  Ereğli Belediyesi Görüşmemiş. Yok böyle bir şey. İstanbul’dan başkan yardımcılarımdan birine telefon etmişler, gelin görüşelim demişler. Ya burada belediye başkanı var, meclis üyeleri var. Bir memura düşer mi bu iş. Sonra bu arkadaşın hanımı Erdemir’de çalışıyor. Ona ben baskı yaptırır mıyım? Çalışkan bir arkadaşım. Göndermedim.”

Burada her şey bir yana Posbıyık’ın “bir memur” dediği, kendisi gibi seçilerek gelmiş bir meclis üyesi. başkan yardımcılığına atanmış olması onun her hangi bir memur olduğu anlamına gelmez. Ama işte başkanımız için seçilmiş olma sıfatı değil, önemli olan kendisinin onu atamış olması, memurlaştırması.

Tekrarlayalım, neydi kayyum. “belli bir malın belli bir süre yönetilmesi ya da belli bir işin yapılması için resmi makamlarca yetkili olarak görevlendirilmiş kimse”.

Böylesi bir danışmanlar ordusu ve seçilmişi dahi “memurlaştıran” bir yönetim anlayışına “KAYYUM” demek sanırım abartı olmaz.



YORUMLAR

Ayşe Koç | 8 Kasım 2019
Güzel yazmışsın Kalemine sağlık


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

“BEN KAPICI MEMO”


Kentimizin duayen şehremini öcülüğünde işgalci OYAK zihniyetine karşı düzenlenen ikinci gövde gösterisi ... Devamını oku >>

OYAK-EREĞLİ BARIŞI MÜMKÜN MÜ?


Söze böyle girince ister istemez akla gelen ilk sorunun,  “OYAK ile Ereğli arasında bir savaş mı var?” olması ... Devamını oku >>

KÜRESEL ÇAPKIN GARSONİYER ÜCRETİ ÖDEMEZ VE…


Karadeniz Ereğli´de bir süredir OYAK Şirketler Grubu bünyesinde bulunan ERDEMİR ile kent arasındaki çelişkiler gündemleştirilerek, ... Devamını oku >>

Ereğli´nin geleceği mi, ´´Son Mohikan´´ fantezisi mi?


Karadeniz Ereğli Belediyesi Basın Bürosu, iki gün önce Belediye Başkanı Halil Posbıyık´ın bir toplantı davetini servis etti. &... Devamını oku >>

´´Evet, ben şovcuyum…´´


Karadeniz Ereğli Belediye Meclisi´nin Ekim ayı 2. oturumunu büyük bir beğeniyle izledik. "Beğeni" kelimesini çok bilinçli... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

“BEN KAPICI MEMO”
EKMEK BULAMAYAN HAMSİ YESİN!
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

5,7392
6,3171
270,15

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

kapalı
kapalı 19o

SON YORUMLAR