ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

ORHAN VELİ SORUYOR, BEN DE SORUYORUM

   
Hüseyin AKSAKAL Hüseyin AKSAKAL

Orhan veli soruyor: Neden liman deyince /Hatırıma direkler gelir/ Ve açık deniz deyince yelken?... Ve rüzgârlı havalarda/Yağmur eğri yağar?

Yağmur demişken, bu konu aklıma benim de bir soru getiriyor.

Evden işe gelirken yağmur yağıyordu, şemsiyesi olanlar yürüyor, şemsiyesiz olanlar koşuyor.  Teknolojinin nihayete erdiği noktalardan biri  bu araç. Şemsiye.

Tekerlek otomobillere dönüştü.  taş fırın elektrikli ve doğalgazlı fırınlara dönüştü. Kömürlü ütüler elektronik kontrollü ütülere dönüştü, el süpürgesi kendini temizleyen elektrikli süpürge oldu. İcat edildiği günkü hali aşağı yukarı hala kullanılan bisikletin bile elektriklisi çıktı. Fakat şemsiye neredeyse ilk icat edildiği gibi duruyor.

Neden insanoğlunun geliştirdiği, neredeyse her şeye nüfuz eden elektronik teknolojisi ve eskiden insanların yaptığı makineleri bile makinelere yaptırmaya başlayan ağır sanayisi şemsiyeyle baş edemiyor acaba?

***

Ereğli Kaymakamı Çorumluoğlu, Milli Eğitim Müdürlüğü’nce başarılı öğretmenlere ödül vermek için düzenlenen törende, Zonguldak genelinde ödül dağılımının Ereğli aleyhine olduğu saptaması yaptı. “Kurt yapmaz böyle bir dağılımı, kuzulara şah olsa” dedi. Ayrıca, kendisinin talepkar  oluşu nedeniyle “Kavgacı Kaymakam” sıfatını aldığını da söyledi.

Tabii bunlar yeni değil… Merkez siyaset ve kamu idaresinin daha ziyade Ereğli karşıtı lobilerin etkisi altında kaldığına yönelik şikayetler Ereğli’de hep dillendirilmiştir. 

Kaymakam Çorumluoğlu da bu görüşe katılanlar kervanına eklenmiş demek ki.

Merkez siyaseti ve kamu idaresi bunun basmakalıp bir yakıştırma olduğunu söyleyecekse, ilçenin önemli yatırımları için acil bir eylem planıyla bunu göstermesi yerinde olur derim ben.

Olur mu?

***

Yine aynı ödül töreninde, başarılı öğretmenlere ödül verilmesi esnasında, Milli Eğitim İlçe Bürokrasisinin tamamına da başarı ödülü verilmesini münasip bulmadım.

Öğretmenler ve okul müdürlerini ödüllendirmekte temel kriter, mesleklerinin maaş karşılığı olan kısmını aşan bir şeyler yapmaları olmalı.  Engeli dolayısıyla eğitim hakkını kaybetmekle karşı karşıya olan bir öğrenciyi hayata kazandırmak, devlet imkanlarının erişemediği okulları için yaratıcı çözümler bulmak, eğitimde daha önce olmayan yeni uygulamaları hayata geçirmek falan olabilir.  Hikayeleri ilham veren öğretmenler ve idareciler olmalı ödüllendirilecek kişiler.

Elbette ödül töreninde bunlar da ödüllendirilmiştir ama aynı zamanda Milli Eğitim bürokrasisine de ödül verilmesi, bu ilham veren öğretmenlerin taltifini ve ilham verici özelliklerini algılamayı güçleştirdi. Seneye buna dikkat edilse iyi olur.

Böyle yapılmasa daha iyi olmaz mıydı?

***

Şu kaçak Ocaklar meselesi… Yine iki kardeşimizi kaybettik.  Anneleri babaları vardı, sevdikleri vardı. Hepsinin gözü yaşlı şimdi. Umutları vardı, hayalleri vardı, artık yok.

Ortada bir problem var. Bunu halletmekle sorumlu olanlar, insanların yüreklerindeki gözyaşı yarıklarına sular indiren duygulu konuşmalar yapacaklar, yarın yine madencilerin sorunlarından ziyade işletmecilerin sorunlarıyla uğraşmaya devam edecekler.

Vali Erdoğan Bektaş’a  “Kaçak ocaklar ve can kayıplarına ilişkin devletin ne yaptığına” ilişkin soruyu Zonguldak’ta 17 Haziran günü düzenlenen bir toplantıda şahsen sordum.

Vali Bektaş şöyle dedi:

“Bu konuda giderek sıkıştırıyoruz. Geçtiğimiz asayjş toplantılarında verdiğimiz mesaj net. Biz artık iş cinayeti yaşamak istemiyoruz. Meclis görevini yaptı, buna üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verdi.  Enerji bakanlığı görevini yapıyor, sonuna kadar arkanızdayız diyor. Sayın bakan aynı sözü sonuna kadar tekrarladı. Bunu kaçak maden işletmecilerinin gözünün içine baka baka yaptı. TTK görevini yapıyor. Bu kaçak madenciliğin gündemimizden çıkması gerekiyor. Ben buna asla alışmayacağım. Geçen 19 yaşında bir çocuk öldü benim canım gitti. O çocukların orada ölmelerine göz yummayacağız, yummamalıyız. Her birimiz, özellikle sizler göz yummayın.  Siz kanıksamayın, alışmayın.”

Sayın Valim… Biz buna alışmadık, kanıksamadık.  Fakat aradan geçen süre içinde konunun çözüleceğine ilişkin bir işaret göremedik.  Burada şunu sormayı görev kabul ediyoruz:

Acaba siz kanıksamış olabilir misiniz? 



YORUMLAR


Hüseyin AKSAKAL Tarafından Yazılan Son Yazılar

BİR DE BURADAN BAKIN!


Şu okuduğunuz köşelerde geçirilmiş  yirmi yıla yakın zamandan  sonra, hiçbir şeyin tam olarak bireysel, hi&cce... Devamını oku >>

DAHA GÜZEL ŞEYLER DE OLMALI


Ereğli’de güzel şeyler oluyor. Uzun zamandır ilk kez ilçe protokolünün neredeyse tamamı bir otobüse bin... Devamını oku >>

DERT ÖĞRETİR…


On beş yıl boyunca katlandığım ve aralıklarla nükseden bel ağrıları katlanılmaz hale gelince, tüm sosyal, siyasal, kültü... Devamını oku >>

SİZİN O BEĞENMEDİĞİNİZ GAZETECİLER…


Akşam işten çıkar, evinize gidersiniz, bölgede, ülkede, dünyada ne var ne yok diye televizyonun başına geçersi... Devamını oku >>

DAHA İYİSİNİ UMUT ETMEK…


Üç yüz altmış beş gün… Bir yıl… O yılın içindeki günlerden bir gün… Her yılı... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

POSBIYIK’I BEKLEYEN TEHLİKE!!! / VEKÂLET DARBESİ…
BİR DE BURADAN BAKIN!
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

6,0706
6,5589
312,80

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

açık
açık 9.o

SON YORUMLAR