ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

Ne olacak bu Zonguldak’ın hali!/ADI ÇIKMIŞ DOKSANA, İNMEZ SEKSENE

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

Önce Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, ardından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'de koronavirüsle mücadele kapsamındaki normalleşme sürecinin 1 Mart'ta başlayacağını duyurmuştu.

Yapılan açıklamalarda normalleşmenin salgının illerdeki seyrine bakılarak düzenleneceği ve yetkinin valiliklerde olacağı belirtilerek, "İllerimizi vaka ve aşı oranları gibi kriterlere göre 'düşük', 'orta', 'yüksek' ve 'çok yüksek riskli' olarak sınıflandıracağız. Normalleşme takvimini de buna göre yürüteceğiz" denilmişti.

 

Bu açıklamalardan sonra gözler yerel yetkililere, esas olarak Valilik başkanlığındaki il hıfzıssıhha kuruluna döndü ve “acaba biraz nefes alabilecek miyiz” beklentisi oluştu.

Bir yılını doldurmak üzere olan ve yüz yüze eğitimin sonlandırılması, başta sağlık ve sosyal hizmetler olmak üzere kimi sektörlerde uzun süreli (7 gün, 10 gün, 15 gün) ve kesintisiz mesailer, süreklileşen hafta sonu sokak kısıtlamaları, lokanta, kahvehane, sinema vb sektörlerde süregelen kısıtlamalar ve nihayetinde maske-mesafe-hijyen üçlemesiyle çeşitlilik arz eden, bir yanıyla ekonomik yıkım, diğer yönüyle sosyal basınç yaratan uygulamalarla salgınla mücadele toplumda artık dayanılmazlık sınırına dayanmış durumda.

 

Hal böyle olunca vatandaşın gözünü 1 Mart’tan itibaren Valilikten gelecek açıklamaya dikmesi kaçınılmaz ve doğal oluyor. Ama gel gör ki yetkililer de ısrarla topun vatandaşta olduğunu ima ederek, sabır ve uyum telkin ediyor. Bir anlamda “gevşeme istiyorsan daha fazla kas kendini” demeye getiriyor.

Bu gevşeme beklentisi ve kasma telkini arasındaki açmaz nasıl sonuç doğuracak şu an muamma.

Şimdilik yapılabilecek tek şey normalleşme ölçütlerini il geneline, Zonguldak’a kıyaslayıp bir fikir yürütmek.

Burada da şöyle bir sonuç çıkıyor karşımıza…

Zaten salgının ve tedbirlerin başladığı günden itibaren uzun süre adı “30 büyükşehir ve Zonguldak” diye zikredilen ilimizde Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı veriler, “adın çıkmış doksana, inmez seksene” şeklinde bir sonuç çıkartıyor karşımıza.

Neden mi?

Sağlık Bakanlığı’nın geçen hafta açıkladığı 100 bin kişiye oranlı vaka sayısı sıralamasında Zonguldak’ın oranı 54,60 olarak, bu hafta açıklanan veriler 54,30 olarak gözüküyor.  Yani geçen haftadan bu haftaya Zonguldak’ta vaka sayısı milimetrik bir azalma yaşamış. Bu azalmaya rağmen Zonguldak’taki oran, Bakanlığın normalleşme kriteri olan 'düşük', 'orta', 'yüksek' ve 'çok yüksek riskli' gruplandırmada Türkiye ortalamasına göre yüksek riskin az üstü, çok yüksek riskin altı olarak şekillenmiş. Tam da “adın çıkmış doksana inmez seksene” durumu.

Sözün kısası, normalleşme için Zonguldak bir anlamda “arafta” kalmış gibi. Bu sonuç ilk aşamada Zonguldak’ta bir “normalleşme” beklentisini anormal kılıyor. Bir ihtimal, Mart ortası veya Nisan başı bir normalleşme adımı olabilir, o da en azından vaka ortalamasının 50’nin hatta 40’ın altına inmesi şartıyla.

Yani, yetkililerin, sabır ve kurallara uyum telkini maddi bir zemin kazanmış durumda. Top vatandaşta.

 

VATANDAŞ BİRAZ KIRGIN BİRAZ KIZGIN

Peki, top vatandaşta ama ya vatandaş ne diyor?

Vatandaş haliyle bıkkın. Hatta özellikle esnaf bıkkınlığı da aşmış, bitmiş durumda. Ama yine de istisnai durumlar hariç kurallara uyuyor. Ama şu rahatsızlığı da var. Bana dayattığın kurallara sen de uy!

Haftada bir gün sabahları işe gelirken yol üzerinde çoğu tanıdık olan esnafa uğrar, sohbet ederim. Bahsettiğim güzergah, Hatip Caddesi. İktidar ittifakının, özellikle Ak Parti’nin Ereğli’deki merkez üssü sayılacak yerleşimlerinden biri. Tüm ülke ve basın Gara Operasyonu’na kilitlenmişken esnafla yaptığım sohbetlerin neredeyse tümü ülke gündemini bir yana bırakarak, tedbirler ve uygulamasına kaydı.

Yakınmanın özü şu: Tamam biz kurallara uyalım. Gerekirse dükkan da açmayalım. Ama bize bunu dayatırken sen (iktidar partisini işaret ederek) binlerce insanı salonlara doldurursan, ben senin samimiyetine inanmam.

Normalleşme için topu sahasında bulan vatandaş, salgınla mücadelede özelde iktidarı, genelde idareyi-idarecileri samimiyet testine tabi tutuyor kısaca. Durum böyle olunca da vatandaş, “neden kurallara uymadın” sorgulamasına çok itibar etmiyor.

 

UZUN MESAİLER AİLEYİ “CEZALANDIRMAYA” DÖNÜŞÜYOR

Salgınla mücadelede artık isyan ettirme noktasına gelen ama çok fark edilmeyen hususlardan birisi de başta sağlık sektörü olmak üzere uzun mesailer. O hale gelmiş ki, çalışanlar ücret talebini filan bir yana bırakmış. Bize insani bir dinlenme süresi ve ailemizle geçirebileceğimiz bir zaman dilimi bırakılsın derdinde.

Düzenlemelerin, bulaşı riskini en aza indirmek için planlandığı tartışma götürmez. Ama kimi durumda güncellenebilecek bu uzun mesailerin ısrarla sürdürülmesi, mekanik bir tedbire dönüşmesi çalışanların fiziki yıpranmışlığının çok ötesinde bir aile faciasına, “ailenin cezalandırılmasına” dönüşmek üzere.

Bir yılı doldurmak üzere olan salgınla mücadele konseptini düşündüğümüzde kimi durumda 3 gün (72 saat) çoğu kez 7 gün, 10 gün hatta 15 gün kesintisiz süren bu mesailer, bir anne veya babanın aylık 10 gün üzerinden toplamda 120 gün (en az)  evinden, ailesinden uzak kalması demek oluyor ki bu da özellikle küçük çocuğu olan ailelerde anne veya baba şefkatine muhtaç çocukların cezalandırılması gibi bir sonuç doğuruyor. Normalleştirmeden bahsedilirken, ilk fırsatta dikkate alınması gereken, ilgililerin ilgisine muhtaç konuların başında bir de böylesi bir “sorun” var.

***

Sonuç olarak, salgınla mücadele zor meşakkatli ve tek tek her vatandaştan sorumluluk ve özveri gerektiren bir savaş. Salgın sonrası belki birçok farklı sonucuyla yüzleşeceğiz, yeni sorunlarla mücadele edeceğiz. Ancak güncel durumda, özellikle de normalleşme dediğimiz hayatın günlük ritmine girmesi için kararlılık ve sabır sürmeli. Bu anlamda vatandaş üzerine düşeni yapıyor, yapmalı. Ama birazda yönetenler, idarecilerden hassasiyet, öcülük etme ve yükü hafifletme beklemek, vatandaşın hakkı…



YORUMLAR


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

EREĞLİ KAYMAKAMI, SEMERCİ, SAZAN VE BOR’UN PAZARI


Önce bir fıkra… Tüm eşekler köy meydanında toplandılar, tepindiler oynamaya başladılar. Yaşlı hasta bir eşek du... Devamını oku >>

İKİ POSBIYIK: BELEDİYE BAŞKANI MI ŞİRKET CEO’SU MU?


Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, aynı gün, hatta aynı saat için öyle farklı tutumlar takınıyor ki bazen insan karas... Devamını oku >>

EL FATİHAAA… AMİNNN!


Geride bıraktığımız hafta içinde ekmek fiyatlarına zam yapıldı. Zonguldak il ve ilçelerinde 220 gram ekmek, Çarşamb... Devamını oku >>

TÜRKİYE’NİN “GARA” KUTUSU


Kelimelerin kifayetsiz olduğu günlerden geçiyoruz. Yeni değil bu durum. Alışkanlık yaptığı için çok da umurund... Devamını oku >>

KUYRUKLU ŞİİR, SİHİRLİ ELLER…


Mekan, çoğu kez, zamanın elbisesidir. Ruhu değildir belki. Gerçeği değiştirmez. Ama ufak tefek değişikliklerle, hafif doku... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

EREĞLİ KAYMAKAMI, SEMERCİ, SAZAN VE BOR’UN PAZARI
ECZANEDEKİ O ESKİ GÖRÜNTÜ
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

7,5345
8,9835
411,42

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

az bulutlu
az bulutlu 2.o

SON YORUMLAR