ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

Merd-i Kıpti, şecaatin arz ederken… POSBIYIK’IN TECRİTİ

   
Hüseyin AKSAKAL Hüseyin AKSAKAL

OYAK tarafından düzenlenen toplantının yankıları sürüyor. Belediye Başkanı Halil Posbıyık, iki gün süren Aralık Ayı Belediye meclisi toplantılarında yaptığı gündem dışı konuşmanın büyük bölümünü bu toplantıya ve katılanlara yönelik eleştirilere ayırdı.

Posbıyık’ın bu toplantıdan rahatsız olduğunu düşünmekte acele etmemek gerek. OYAK’ın düzenlediği toplantı, bir yerde Halil Posbıyık’ın muhataplarını çekmek istediği zemine yerleştirmek ve kendisine münhasır, gerilim üreten pozisyonunu meşrulaştırmak anlamında bu toplantıdan hayli memnun olduğu anlaşılıyor. Tıpkı, temel besini olan ceylanları, geceleri uyukladığı meskeninin yakınında bulan bir aslan gibi bıyık altından gülmesine yol açan bir gelişme bu.

Yine de Posbıyık’ın psikolojik üstünlüğü ele geçirdiğini  söylemek acelecilik olacaktır. Zira en baştan itibaren savunduğu tezlerin büyük bölümünden vaz geçtiği görülüyor.  Erdemir ile görüşmek istediğini ilk beyan ettiğinde, bu konuda yapılan b ir girişimi “Bu iş memurlarla olur mu?” diyerek elinin tersiyle çevirmişti. Bugün, “Üç memur bizden, üç kişi Erdemir’den olsun, yarım saatte bütün sorunlar çözülür” diyor. 

Erdemir’den talep ettiklerini kurduğu platform vasıtasıyla “söke söke alacağı” noktasından, “Yine de ben yumruğumu değil elimi uzatıyorum” noktasına geldi. Bu noktada da ifade edilmesi gereken b ir şey var. Bir yerde kavga olduğunda barışla sonuçlanmalıdır. Mesele bu barışın “Kimin barışı” olduğudur.  Posbıyık, kendi talepleri yerine getirilmediği sürece, uzlaşma zeminine yanaşacağı konusunda fazla da umut vermiyor.

Bir başka konu da, Posbıyık’ın sert açıklamaların zamanlamasıyla ilgili. Tam da o gün, belediyenin mülkiyetinde olan bir araziyi satın alabilmesini mümkün kılan meclis kararını meclisten geçiriyor.  Çoğu izleyicinin Posbıyık’ın açıklamalarından öyle kafası karışmış ki, başkası olsa deveye hendek atlatmayı şart kılan bir satış işleminin farkına varmakta güçlük çekiliyor.  Ama açıklamalar ve bu işlemin kasten bir araya geldiğine inanmak istemiyor insan.

BELEDİYEDEKİ İSPİYONCULAR VE BÜYÜK TECRİT…

Posbıyık, Karadeniz Ereğli kentinin temel bileşenlerinin  büyük bölümünü şu anda karşısına almış durumda. OYAK, Erdemir, Türk Metal, İktidar Partisi ve kendi partisinin vekilleri, komşu belediyeler, kendisine biat etmeyen basın kuruluşları filan … CHP İlçe Başkanının Posbıyık ile hareket ettiğini düşünmekte acele etmeyin. Zira ilçe başkanlığı kongresinde Eylem Ertuğrul’un daha geçtiğimiz günlerde Posbıyık’ın önünde bir engel olarak görüldüğünü unutmayın.   İsterseniz, şoför esnafı , sahilde süs eşyası satanlar, şehirlerarası otobüs firmaları ile yaşanan sorunlar, festival bağışlarına dair dedikodular gibi konulara girmeyelim ama zincir uzun…

Bu zincirin son halkası da belediye çalışanları oldu.

“Belediyede ispiyoncular var” ifadesi üzerinde bilhassa durmakta yarar var.  Belediyecilik olabildiğince şeffaf yürütülmesi gereken bir kamu hizmetidir. “İspiyoncu”  kavramı  süfli işler veya komplo, kumpas kurulan odakların, kendilerini açık edenlere yönelik bir ifadesi olabilir. Belediyenin gizli işleri varsa bunların ne olduğunu da merak ediyor insan. 

Dahası, belediyeden harice bilgi akışı ise söz konusu olan; ne kadar bugün “Ben orada neler olduğunu bilmiyordum” dese de, görevde bulunmadığı dönemde aynı yöntemle bilgi edinme hakkını kendisinde buluyordu başkan. Bunda öyle yanlış bir şey yok.

Yanlış olan, belediye çalışanlarını yaftalamaktır. Bir lider, bir önder, bir belediye başkanı, –adına ne derseniz- böyle durumlarda personeline uyarılarda bulunabilir ama kamuoyu önünde, kendisinin yönetmekle sorumlu olduğu çalışanları zan altında bırakmaz. Demek ki artık belediye çalışanlarına yönelik müzmin bir şüphe hali, bir paranoya da en diplerden suyun yüzeyine çıkmaya başlamış.

Bu haliyle Karadeniz Ereğli Belediye Başkanı, kendini altın parmaklıklı fildişi bir kuleye kapatıp,  “Tüm dünyayı dışarı hapsettiğini” söyleyerek kendini avutan biri izlenimi veriyor.

CADI AVI… HAVUZ MEDYASI…

Merd-i Kıpti, şecaatin arz ederken sirkatin söyler.

Başkan Posbıyık, belediyede bir hukuk komisyonu kurmuş, gün be gün basını takip ediyorlarmış. Bunu kupkuru bir gözdağı, bir poker oyununda yapılan blöf olarak görmek istiyor insan. Hukuki haklarını nasıl kullanacağı başkanın şahsına ait bir konudur ama belediye bünyesinde böyle bir  komisyon, kamu kaynaklarını kendisini korumak için kullanma anlamına geliyor. Kimin parasıyla basını takip edecek komisyon kuruyorsun belediye bünyesinde?  

Bunun benzeri soğuk  savaş yıllarında ABD’de “McCarthy dönemi” olarak bilinen dönemde “Cadı avı” denilen uygulamalarla yaşandı. Böyle enstrümanlar, sürüyle acıya yol açar ama neticeye varıldığında en fazla zararı yöntemi kullanana verir.

“Havuz Medyası” kurgusal, basmakalıp bir yakıştırma. Bu kavram, Posbıyık söyleminde bir siyasi görüşe işaret ediyor olabilir. Yine de bu kavramın “Aynı merkezden, çıkar kaygısıyla, benzer haberleri yayınlayan” medyaya işaret ettiğini teslim etmek gerekir. Bu anlamda, belediye meclisinde  Posbıyık’ın konuşmasını, kendi yayın politikasına göre yorumlayan ve yazanlardan ziyade, belediyeden servis edilen haberleri değiştirmeden yayınlayanların bu kavramın içine daha fazla yakıştığını düşünmek daha yerinde bir tutum olacaktır. Başkanın kastı buysa doğrudur.

Karadeniz Ereğli’de “Havuz Medyası”nın  kurucusu da, finansörü de Başkanın ta kendisidir.



YORUMLAR

adalı | 6 Aralık 2019
başlıgın anlamı bu,bilmeyenler için.. çingenenin merdi, kendini överken hırsızlığını söyler


Hüseyin AKSAKAL Tarafından Yazılan Son Yazılar

DERT ÖĞRETİR…


On beş yıl boyunca katlandığım ve aralıklarla nükseden bel ağrıları katlanılmaz hale gelince, tüm sosyal, siyasal, kültü... Devamını oku >>

SİZİN O BEĞENMEDİĞİNİZ GAZETECİLER…


Akşam işten çıkar, evinize gidersiniz, bölgede, ülkede, dünyada ne var ne yok diye televizyonun başına geçersi... Devamını oku >>

DAHA İYİSİNİ UMUT ETMEK…


Üç yüz altmış beş gün… Bir yıl… O yılın içindeki günlerden bir gün… Her yılı... Devamını oku >>

POSBIYIK: DOKU UYUŞMAZLIĞININ TARİHÇESİ…


Yıl 2009… Başka bir vilayette gazetecilik mesleğini icra ettiğim bir dönemin ardından, memleketim Karadeniz Ereğli’ye d&o... Devamını oku >>

ORHAN VELİ SORUYOR, BEN DE SORUYORUM


Orhan veli soruyor: Neden liman deyince /Hatırıma direkler gelir/ Ve açık deniz deyince yelken?... Ve rüzgârlı havalarda/... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

Deprem… Fay hatları… Umut… VE YÜSRA
DERT ÖĞRETİR…
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

5,9456
6,5521
302,19

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

kapalı
kapalı 10o

SON YORUMLAR