ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

Küçük Çıkarlar, Büyük Tiranlar

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

Her bayramda, herkes gibi bir “bayramlaşma protokolü” hazırlarım. Yüz yüze görüşülecekler, telefonla aranacaklar, mesajla kutlanacaklar gibi… Bu sıralama ve ayrıştırma önem sırasından ziyade bayramlaşılacak kişinin “yoğunluğu, uygunluğu ve tabii ki ilişki durumumuz” göz önüne alınarak şekillenir kafamda.

Her bayramda mesajla bayramını kutladığım, bürokraside hatırı sayılır düzeyde etkili bir konumu olan bir arkadaşıma (arkadaşlığımızın düzeyini ileride açacağım) bu bayramda yine kısa bir kutlama mesajı gönderdim. Aşırı “saygınlık” ve “resmiyet”  barındıran kelimeleri aslında kendime yönelik olarak da başkası içinde sarf edilmesini sevmem. Ancak, karşıdaki insanın neticede resmi bir sıfatı olduğu için hassas davranırım. Mesajı yine “… hanımefendi” ifadesiyle tamamladım. Hanımefendi de her seferinde aynı saygınlık ve samimiyetle cevaplar kısa bir selamlaşmayla bitirirdik mesajla bayramlaşma faslını.

Bu sefer biraz farklı oldu. Mesajın sonunda bu sefer “sizinde beyefendi" ifadesi ve yanında “geç bakalım dalganı” ifadesi gibi algılanacak bir emoji vardı. Samimi bir “sitem” vardı aslında. Açıklama yapmak zorunda kaldım. Bu tür sıfatları çok sevmediğimi, ancak konumu gereği kendisini bu “ağır” sıfatlarla, yüz göz” etmek" zorunda kaldığımı belirtip, farklı zaman ve ortamlarda tanışma şansımız olsaydı çok iyi arkadaş olabileceğimizi ekledim.

“Geç kalmış değiliz, neden olmasın”, dedi. Muhtemel ve müstakbel bir arkadaşlığı “resmiyetin” mengenesinden kurtardı. Bir nevi arkadaşlık sözleşmesi yaptık yani. Sohbet kısa bir süre daha devam etti. İletişimimi çok sıklaştırmamamı, “mevcut konumunuzdan dolayı insanların size yaklaşımında rahatsız edici bir riya hissettiğinizi düşündüğüm için” sözleriyle açıklayınca…

“Riyayı hissettiğim doğrudur. Gerçek dostlarım bu süreçte uzak dururken, dost taklidi yapanlar türedi” dedi. Biraz daha konuşup vedalaştık..

Sonra düşündüm. Her şeye rağmen, kendisi olmaya çabalayan bir insana, sırf konumu gereği yaklaşarak, onu her fırsatta kendine yabancılaştırmak nasıl bir işkencedir. Üstelik bu işkenceyi yaparken, “bir işimiz düşer, zamanı gelir bir ricam olur” şeytanlığını kafanın gerisine zulalayıp, belki de inanmadığı övgü cümleleriyle karşındakine küfür işitiyor hissi veren zulmü neden yapar insan oğlu-kızı.

Düşünmeye devam ettim…

Güçlüyü kendisi olmaktan çıkartan (bir nevi yoldan çıkarmak bu da) zalimleştiren, onun kişiliği mi? Yoksa bizim şeytan ayrıntıda gizlidir misali, küçük hesaplarımızın içine sıkıştırılmış şeytancıklığımız mı?  Tamam, “insanın fıtratında yoksa elindeki güç onu niye yoldan çıkarsın” diyenler olacaktır. Ama tam da öyle olmadığı düşüncesindeyim. Büyük “canavarları”, bizim küçük çıkarlarımızın yarattığına inanırım, en azından besleyip büyüttüğüne.

Bu farklı bayram yazısını, konuyla da ilintili geçmiş bir örnekle tamamlayım. 80 yıllarda Ereğli Halk Evinde sol içi tartışmalar yapardık zaman zaman. Yaşça bizden büyük bir abimiz vardı. O dönem Stalin’i diktatörlükle, katliam yapmakla, sosyalizmin ruhunu öldürmekle suçlayan Anti-Stalinist eleştirileri yen yeni su yüzüne çıkıyordu. O abimizin meşhur bir sözü vardı. Yanılıyorsunuz, Stalin’in bir suçu yok. Stalin’i o konuma Stalincikler getirdi. Evet, Stalin astı ama kimi? Partizanları değil, artizanları….



YORUMLAR

godayva:) | 25 Mayıs 2020
Beğendim bu yazıyı. Kitabın kapğını açınca ilk ayet Allah´tan başka övulecek yoktur. diye başlar. Ben yalakalık yapmak yasaktır olarak da anlıyorum bu ayetin devamında rızık verenin kim olduğunu da dikkate alınca. yazının son cumlesinde partizanları mı yoksa artizanları mı olumladığın anlaşılamıyor. Bu doğrultuda Stalini mazur mu gosteriyorsun yoksa eleştitiyor musun anlaşılamıyor. Nihayetinde yazını ve anlayışını toprlayan cumle bu. eline sağlık
godayva | 25 Mayıs 2020
Stalin yalakaları değil ıseah berlin in ifadesi ile kendine yalakalık yapan yandaşları(sözde aydınları) ile marksist dinin kafirlerini ibadet coşkusu ile katletti. Bugun de moda olan yandaş kelimesi siyasi literatürde ilk ıseah berlin tarafindan bu anlamda kullanıldı. kelimenin anlamı bugun tersine donmüş durumda. Berlin bunu görse eserlerini Türkçey´e çevirtmezdi herhale. böyle güzel bir yazıda burayı açığa çıarmak istedim. Aksi takdirde kesmiş ama niye kesmiş bi sor algısını dirilterek katili olumlamaya meyyal olabilecek cumleye kurban gitmesini istemeyeceğim bir yazı olmuş:)


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

BİR “GÜNAH VADİSİ”, SOSYAL MEDYA…


Türkiye’de her dönem en arızalı sahaların başında olagelmiştir basın faaliyetleri. Varoluşu gereği eleştirel ve bağımsız ol... Devamını oku >>

BENİM JENERASYONUM SENİN JENERASYONUNU DÖVER


İlginç bir toplumuz vesselam. Çoğu kez kişisel marifetlerimizle yetinmeyiz. Kendimizi anlamlı kılmak, önemli göster... Devamını oku >>

ZONGULDAK “LOBİSİNİN” EREĞLİ FOBİSİ


İlçeleriyle birlikte Zonguldak siyasetinin en bilinen karın ağrısıdır. Lobicilik, yerelcilik, klikçilik. Özellikle siyas... Devamını oku >>

ANNELİK DOĞADAN GELİR, BABALIK SONRADAN ÖĞRENİLİR...


Her babalar gününde olduğu gibi özellikle sosyal medyada tekrar eden bir ritüel bu günde boy gösterdi. Yapısı... Devamını oku >>

İKİ FARKLI POSBIYIK SÖYLEMİ… CİDDİ GÖRÜŞ - SİYASİ GÖRÜŞ…


Çok anlatılan ve bilinen bir hikâyedir. Bir kez de biz özetleyelim meramımızı anlatmadan önce… 12 Eylü... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

BİR “GÜNAH VADİSİ”, SOSYAL MEDYA…
POSBIYIK SEVİLİYOR MU, SEVİLMİYOR MU?
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

6,8612
7,7521
392,27

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

parçalı az bulutlu
parçalı az bulutlu 29o

SON YORUMLAR