ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

İSTANBUL SÖZLŞEMESİ-İNCİR YAPRAKLARI

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

Dinsel metinler ve mitoloji ademoğlunun-Havva kızının yeryüzü macerasını Adem peygamberin Havva ile cennetten yeryüzüne gönderilmesine bağlar. Gerekçe ise “yasak elmanın” yenmesi. Yasak elma, cinselliği sembolize eder. Sanatın görsel sahasında ise cennetten kovulan Adem ve Havva cinsel organları incir yaprağıyla örtülmüş olarak resmedilir.

Ademoğlunun ve Havva kızlarının başı o günden bu yana yasak elmayla derttedir. Cinselliğin yaşanma biçimi her dönem farklılıklar gösterse de günümüze kadar bu temel içgüdünün değişik nedenlerle baskılanması sapmaların da yaşanmasının en büyük nedeni olmuştur. Kendi doğal kaynağında akamayan, önüne bent koyulan, sıkıştırılan su misali doğal olmayan yollara sapmıştır. Kısacası konu ne olursa olsun baskı çözümü değil, doğal ve doğru olmayan yönelimleri beslemiştir.

Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin de kabul ettiği, kadın ve çocuk haklarından başlayarak bir çok yaşamsal konuda düzenlemeleri kapsayan İstanbul Sözleşmesi bir kesim tarafından getirilip, kendi değer yargıları dışında gördükleri daraltılmış bir cinsellik anlayışının sınırlarına hapsedilerek “istemezük” kampanyasına dönüştürülmüştür.

Somuttan hareket etmekte fayda var. Sakarya'da, 12 yaşındaki kız çocuğunu istismar ettiği iddiasıyla tutuklanan Uşşaki Tarikatı Şeyhi Fatih Nurullah yediği iddia edilen herzeleri savunurken bakın müritlerine gönderdiği mektupta kendisini nasıl savunuyor:

Aklıma Ahmet Yesevi Hazretleri geldi. 63 yaşından sonra yer altına inmiş ve bir daha ışığı görmemiş. Kendimi şartladım. Çıkarsam hizmetinize devam edeceğim. Sizi üzecek bir şey yapmadım. Komployla karşı karşıyayız. Uyuşturucu bağımlısı birinin bozuk aile yapısının korunması için yaptığımız merhameten yardımlar ihanet ve komplo olarak geri dönmüştür. Kızlarını bize teklif etmişler. Bizim de 'Yaşı 18'e geldiğinde belki olur' demekliğimiz olmuştur. Telefondaki konuşmalarda, yapmadığımız fiileri bize zorla teyit ettirmek istemişler ve ayrı ayrı para talep etmişlerdir. (70.000 TL) Telefondaki “yapmayın – etmeyin” ricaları böyle bir sonucun doğmaması içindir. Ne yazık ki İstanbul Sözleşmesi'ndeki beyan esas alınarak, bu durum zuhur etmiştir.”

İstismar zanlısı Şeyh bir yandan müritleri üzerindeki otoritesini sürdürmek için dini kişiliklerle kendi durumu arasında alakasız alakalar kurarken diğer yandan iş kendisine yüklenen suçlamaya gelince işi İstanbul Sözleşmesinin üzerine yıkarak yakayı sıyırmak istiyor. Gelin de şimdi bu sözleşmeye hayır deyin bakalım.

HEM OSMANLI TORUNU OLUP HEM EŞCİNSELLİĞE KARŞI ÇIKMAK

Devam etmeden bir konuya açıklık getirelim. Eşcinsellik bir cinsel sapmamıdır? Günah mıdır? Ayıp mıdır? Bunlar birbirinden çok ayrı konular. Sapma olup olmadığı bilimin, günah olup olmadığı dinin, ayıp olup olmadığı da toplumsal değer yargılarının alanına girer. Ki bu konuda yargı oluşturmak bizim işimiz değil. Ancak bu noktada da işler karışık gibi.

Günümüzde İstanbul Sözleşmesi’ne karşı duranların iki önemli itiraz noktası var. Birincisi zinayı (evlilik dışı cinsel ilişkiyi), ikincisi eşcinsel ilişkiyi meşrulaştırdığı iddiası.

Bunu savunanların büyük bir kısmı da dini ve tarihsel referanslar dan hareket ediyor.

Biz Osmanlı torunuyuz, Müslüman’ız hamasetiyle dışa vuran bu itiraz ne denli sağlam bir zemine otuyor. Kuruluşundan itibaren Osmanlı Hanedanının Müslüman olduğu bir yana Yavuz Sultanla birlikte bir de Halifelik makamının temsilcisi. Buna kim itiraz edebilir.

Hal böyleyken, Osmanlı saraylarında yüzlerce eş, cariye bir yana bir o kadarda gulam (oğlan) varlığı her dönem olagelmiştir.

Bu hem Türk, hem Müslüman, hem de yeryüzündeki Müslümanların temsili sayılan Halife Osmanlı Sultanlarının saraylarında yaşanan bir gerçek olmanın ötesinde toplum içinde de kurala kaideye bağlanmış ayrı bir olgu.

Şöyle ki;

“Osmanlı İmparatorluğu'nda eşcinsellik, dönem şartlarında diğer anlamıyla Osmanlı İmparatorluğu'nda oğlancılık, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yaşamış eşcinsellerin yaşam biçimidir. Osmanlı'da cinsel yönelim ve ilginin erkek erkeğe ilişki ya da erkek erkeğe seksedir. Eski adlandırmada (lûtîlik), pasif gey erkekler (lûtî) olarak tanımlanmış, yine bireyler arasındaki ilişkiden gulâmperestlik olarak bahsedilmiştir. Yine Osmanlı İmparatorluğu'nda seks işçisi eşcinsellere "hîz oğlanı" denir ve "hîz"ler devlet tarafından kayıt altına alınırlardı. Hayatını bu işten kazanan erkekler "defter-i hîzán" adlı kütüğe yazılırlardı.

Osmanlı ordusunda eşcinseller yeniçerilere hizmet eden "civelek" olarak tanımlanmış, savaşlarda ihtiyacı karşılamak üzere civelekler taburu oluşturulmuştu. Civelek taburunda yer alan askerlerin her birini bir yeniçeri sahiplenmiştir. Böyle bir iddiaya karşılık TDK Tarih Terimleri Sözlüğü'ne göre yeniçeri ocağına yeni girmiş veya girmeye aday yakışıklı delikanlılardan seçilen ve aşçıbaşının yanında çalışan gençlere civelek denilmekteydi.”

Kaynak:https://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu%27nda_e%C5%9Fcinsellik

YA EDEBİYAT!

Osmanlı döneminde saray ve ordu ve toplumda durum bu iken peki sarayın “aydınları” diyebileceğimiz divan şairleri ve divan edebiyatında durum ne? Çok farklı değil. Birçok divan şairinin önemli şiirlerini erkek sevgilileri için yazdığı bilinen bir gerçek.

Bunun en açık örneği Lale Devri’nin “büyük şairi” Nedim’e aittir. Nedim’in lise edebiyat kitaplarına kadar girmiş ve “Servi Revanım” başlıklı “Sadâbâd” olarak da bilinen ve sevgilisini felekten bir gün çalmaya çağırdığı meşhur dizeler aslı ve çevirisi ile şöyle:

“İzn alıp Cuma namazı deyü mâderden/Bir gün uğnlayalım çarh-ı sitem-perverden...”

Günümüz Türkçesine çevirirsek, “Servi boylum gidelim, yürü,/Sadâbâd'a "Cuma namazına" diye annenden izin alıp/Zalim felekten bir gün çalalım” demiş. Özetle dinen kadınların yükümlü olmadığı Cuma namazını gerekçe göstererek sevgilisine, Cuma namazı için annenden izin alıp, felekten bir gün çalalım derken şair, karşı cinsten (kadın) bir sevgiliye sesleniyor olabilir mi?

Yani, öyle İstanbul Sözleşmesini eşcinsellikle eşleyip, ardından da biz Osmanlı torunuyuz, Müslümansız bu sözleşme bize ters diye diretmek, Türk, Müslüman Osmanlı’yı biraz terslemek gibi olmuyor mu?

İNCİR YAPRAĞI

Tekrar başa dönecek olursak…

Dini motiflerde cennetten kovulmuş, Adem ve Havva’nın “ayıbını” örten incir yaprağı bazen başka ayıplarda örtebilir.

Ereğli’de dün sosyal medyaya yansıdı. Bozhane Limanında kayalıklarda tutunmuş yabani incirler kesilmiş. Duyum ve iddiya göre incirlerin kesilmesini Su Ürünleri Kooperatifi istemiş, Ereğli Belediyesi’de kesmiş. Mendirek diye de bilinen alana kendine has bir görüntü ve hava kazandıran yaban incirlerinin neden kesildiği ise muğlâk. Yine iddialara göre “fuhuşla” mücadele kapsamında kesilmiş.

Ne diyelim, görsel sanatlarda ayıbı örten incir, Ereğli mendireğinde daha büyük bir ayıbın yaşanmaması için kesilmiş. Çözüm mü? Eh kısmen? Ancak, fuhuşla mücadelede ağaç kesmek Ereğli’yi literatüre sokacak kadar orijinal bir yöntem. Üstelik söz konusu fuhuş ise Ereğli’nin övündüğümüz yeşilini ormanını ne yapacağız? Umarız bu açıklama sadece uydurmadır.

Yoksa eşcinselliğe, zinaya kızıp İstanbul Sözleşmesi’nin budanması ile fuhuşu önleme adına incir kesmek amaç, niyet farkına rağmen aynı kapıya çıkan sorunu çözen değil büyüten çözümlerdir…



YORUMLAR


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

“YASAK AŞK” HABERLERİNİN GERÇEK MAĞDURLARI! “VURUN KAHPEYE”


Türkiye’nin yetiştirdiği değerli düşünce insanı ve siyasetçi, rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ü... Devamını oku >>

MADALYONUN İKİ YÜZÜ: “HAİN” ARINÇ, “KAHRAMAN” ÇAKICI…


Geride bıraktığımız haftaya iki isim damga vurdu. Neredeyse birbirleriyle hiçbir ortak yanı yok bu iki ismin. Kullandıkları dil, ... Devamını oku >>

EREĞLİ’NİN KÜÇÜK GELİNİ KİM?


Rahmetli annemin numunelik lafları vardı. Hemen her durumda lafı çok uzatmaz, durumu sade şekilde özetleyen, izah eden bir d... Devamını oku >>

BİR YEM BORUSU OLARAK, “EREĞLİ İL OLSUN” SÖYLEMİ VE POSBIYIK’IN ÜÇÜNCÜ YOLU


Kimi durumlar vardır. İzahı için saatlerce konuşulabilir. Ya da cuk oturacak bir sözle, deyimle fazla lafa gerek kalmaz. Bil... Devamını oku >>

DÜĞÜN DEĞİL BAYRAM DEĞİL, POSBIYIK KİMİ ÖPÜYOR?


Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, siyaset ve yöneticilik açısından küçümsenemeyecek bir birikim ve deney... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

“YASAK AŞK” HABERLERİNİN GERÇEK MAĞDURLARI! “VURUN KAHPEYE”
HİPOKRAT’IN TORUNLARINA DİYECEĞİM VAR…
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

7,8301
9,3578
448,38

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

kapalı
kapalı 10o

SON YORUMLAR