ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

FETÖ’cüyüm, FETÖ’cüsün, FETÖ’cü…

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

1985 yılı. Lise son sınıf öğrencisiyiz. Derslerimiz çok parlak olmasa da üniversiteye gitme hayallerimiz var. Dershaneler, Ereğli’de çok yaygın değil. Kendi imkanlarıyla hazırlananlar olduğu gibi tek tük “yardım sever abilerden ders aldığını, çok yararlı olduğunu” söyleyen, hatta “sen de gel faydalı oluyor” daveti yapan arkadaşlar var.

1987 yılı. Üniversitede ilk yılım. İstanbul’da Atatürk Öğrenci Sitesi Yurdu’nda kalıyorum. Bir yandan İstanbul’a ve üniversite yaşamına alışmaya çalışıyor bir yandan da değişik kaynaklarla ufkumuzu büyütmeye, dünyayı, ülkeyi anlamaya çalışıyoruz.

Sanırım, Türkiye’nin Sorunları adını taşıyan, kitap-dergi formatında bir kaynakta ilk kez karşılaşmıştım o kavramla.

ABD’nin 1970’lerin sonuna doğru Türkiye’yi de içine alan ve İran,  Pakistan, Afganistan’a uzanan “yeşil kuşak” projesinden. Projenin asıl hedefinin muhatap ülkelerde başta sosyalist hareketleri, ABD karşıtı toplumsal muhalefeti ezerek ABD müttefiki yerel iktidarlarla Sovyetler Birliği’ni kuşatmak ve çöküşe zorlamak olduğu anlatılıyordu özetle. Türkiye’de bu “ezme” işi askeri darbe tarafından fazlasıyla yapılmıştı. Geriye iktidarı ABD ortaklığında elde tutacak güçler kalıyordu ki. Bu konuda da giderek güçlenen ve kadrolaşan cemaatler işaret ediliyordu.

1990 yılları başında belli dönemler Ereğli’ye geldiğimde eski lise arkadaşlarıyla buluşuyor haberleşiyorduk. İlginç olan aynı dönem üniversiteye başladığımız bazı arkadaşlar ikinci kez sınava girerek askeri okullara, harp okuluna geçiş yapmışlardı. (Diğer okulların ağır ekonomik yükünden kaçarak devletin desteğiyle askeri okulda okumayı tercih edenler ayrı).

Uzun ve zorunlu bir ayrılıktan sonra Ereğli’ye 2002’de döndüm. Bu uzun ayrılıktan sonra ilk fark ettiğim, insanlarda oluşan kartvizit takıntısı ve kendini direk veya dolaylı bir referansa dayandırma çabasıydı. Bu çaba çoğunlukla cemaatle temas ve Fetullah Gülen’e övgüde somutlaşıyordu.

Daha da ilginci solun içinden gelen kişilerde bile “kuzenim Amerika’da Gülen’in yakın çevresinde” demeye özel bir anlam yükleyenler bile vardı.

Bu kartvizit ve referans takıntısının “doğal” olduğunu fark ettim. Özellikle bürokraside ve giderek hayatın her alanında yükselebilmek, iş bulmak, itibar görmek için bu referans geçer akçe olmuştu. Belki de büyük çoğunluk, öyle bile olmasa “öyleymiş gibi” yaparak kişisel bir güvence yaratıyordu.

Durum o hale gelmişti ki Gülen’in ABD ajanı olma olasılığını ima ettiğimde bile hakaret işittiğim, en hafifinden Amerika’yı dize getirecek muzaffer din adamına çamur atan dinsiz diye suçlandığım oluyordu. Özetle toplumun neredeyse yarısı bugünkü malum ifadeyle FETÖ’cü olmuştu.

Bunu yukarda belirttiğim sebeplerden dolayı biraz doğal görüyor kimseyi suçlamıyordum. Ama ne zaman ki 17-24 Aralık ve akabinde 15 Temmuz süreci yaşandı, FETÖ olarak kodlanan malum çevre devlet katında mahkûm edilerek tasfiyeye başlandı herkes filmi bu sefer geri sardı.

Dün, cemaate yakınlığı olmazsa olmaz sayanlar, bugün FETÖ’cülüğü başkalarının kartvizitine yazmanın gayretine düştü. Dün siyasette, bürokraside bu etiketi var olmanın yükselmenin altın anahtarı yapanlar, bugün aynı anahtarı rakibinin ayağını kaydırmanın, kendi önünü açmanın aracına dönüştürdüler. Dün, en iyi cemaatçi benim diyenler bu gün benden başka herkes FETÖCÜ naralarıyla yeri göğü inletir oldu.

Tüm bu saçmalıkları karşı siyasal kutupların birbirini itibarsızlaştırma, tasfiye etmenin bir aracı olarak anlamak mümkün.

Anlaşılmayan ya da asıl korkunç olan FETÖ’yle savaşı kendi tekellerinde tutan ve aynı siyasi zemini paylaşan Ak Parti kadrolarının, taraftarlarının bu silahı birbirlerine karşı da sorumsuzca, acımasızca ve kişisel ikballeri uğruna kullanabilmesidir. Hani hep deniyor ya, “FETÖ’yle mücadele sulandırılıyor” diye. Bundan ala sulandırma mı olur? Okula müdür olmak istiyorsun, hokus pokus tüm müdür adayları FETÖ’cü. Bürokraside bir makamı gözüne kestirmişsin, o makamı aklından geçiren herkes FETÖ’cü.

İlle de ille siyasette.  İl, İlçe başkanı istediğin kişi değil mi? Kesin kripto FETÖ’cü. Milletvekilliğine, belediye başkanlığına sen değil o mu aday yapıldı, gelsin mahrem FETÖ’cü, gitsin derin FETÖ’cü.

Yahu kardeşim o zaman çıkın ortaya hep bir ağızdan, “FETÖ’cüyüm, FETÖ’cüsün, FETÖ’cü” deyin de hesabı Alman usulü ödeyin. Öyle Türk usulü hesabı en garibanın üzerine yıkmak yakışmıyor size…

 



YORUMLAR


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

ZOR ZANAAT… Beddua karşılığı çalışmak…


Bayramın ve bayram tatilinin son gününde daha iç açıcı bir yazı yazmak isterdik. Ancak icra ettiğimiz mesleğin, &ld... Devamını oku >>

SANSÜR, OTO-SANSÜR, EGO-SANSÜR


Dün, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayram’ıydı. Basında sansürün kaldırılışının (bu kaldırılışı Meşrutiyet koşulların... Devamını oku >>

“SATILMIŞ GAZETECİ”


14 Temmuz Salı akşamı, Ereğli Gazeteciler Derneği Başkanı Necati Günay ile oğlu CHP Karadeniz Ereğli Belediye Meclisi üyesi ve Ke... Devamını oku >>

BİR “GÜNAH VADİSİ”, SOSYAL MEDYA…


Türkiye’de her dönem en arızalı sahaların başında olagelmiştir basın faaliyetleri. Varoluşu gereği eleştirel ve bağımsız ol... Devamını oku >>

BENİM JENERASYONUM SENİN JENERASYONUNU DÖVER


İlginç bir toplumuz vesselam. Çoğu kez kişisel marifetlerimizle yetinmeyiz. Kendimizi anlamlı kılmak, önemli göster... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

ZOR ZANAAT… Beddua karşılığı çalışmak…
EREĞLİ’YE İLHAM VERMEK…
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

6,9748
8,2150
443,04

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

açık
açık 19o

SON YORUMLAR