ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

BENİM JENERASYONUM SENİN JENERASYONUNU DÖVER

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

İlginç bir toplumuz vesselam. Çoğu kez kişisel marifetlerimizle yetinmeyiz. Kendimizi anlamlı kılmak, önemli göstermek, adam yerine koyulmak için akla hayal gelmeyecek alt topluluklar, çevrceler icat ederiz. O topluluklara kendinden menkul değerler yükler, kişiliğimiz de o değerlerin ortağı ilan eder, mesut bahtiyar oluruz. Özetle, cemiyet, cemaat, takım, örgüt, dernek, parti kurmaya bayılırız.

Milletçe böyleyiz de küçük kentimiz, kentimizin güzide insanları başka türlü mü? Ne mümkün… Her şey bir tarafa büyükçe bir ilçe olsa bile nüfusu 100 bini biraz geçen bir kent olarak Ereğli’de yaşanan dernek enflasyonu yetmezmiş gibi bazı derneklerde ikişer adet bulunması (muhtarlar derneği, taraftar derneği vb. ) durumu izah etmeye yetecektir.

Sudan sebeplerle bölünmeye, parçalanarak çoğalmaya, rekabetten çok husumetten beslenmeye açık bu “örgütlü toplum” bilincimizin yüzdüğü daha geniş ve sığ sular da var.

Hemşericilik, tertipçilik, dönemcilik ve kuşakçılık bu geniş ve sığ organizasyonların en muteberleridir.

Kuşak, jenerasyon yapılanmaları bu muteber sınıflandırmada Türkiye’de her dönem prim yapmış sosyal klasmanlardır.

Yerli aydınların ufkunun Avrupa’ya açılma süreci olan Tanzimat kuşağından başlayarak, meşrutiyet kuşağı, yeni cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık eden Cumhuriyet kuşağı, ikinci dünya savaşının bitiminde nefessiz kalmış yıllara doğanların ve 20’li yaşlarda meşhur 68 kuşağını oluşturan 47’liler (ki Firuzan’ın çok güzel bir romanının konusu ve ismidir), dünya ölçeğinde olduğu gibi Türkiye’de gençliğin sınırsız özgürlük arayışının sembolü meşhur 68 kuşağı, sağ-sol çatışmaları ve iç savaş içerisinde, ardından cunta koşullarında işkence ve hapishanelerde kırılmış 78 kuşağı, her açıdan arada derede kalmış, yıkılan ideolojilerin, duvarların altında ezilmiş, ne 1900’lü ne de 2000’li yıllara adapte olabilmiş yaşıtlarımın 87 kuşağı ve nihayet 90’ların sonu ve 2000’lerin başında doğmuş, kodlamak gerekirse internet çağının çocukları, namı diğer Z kuşağı.

İki yüz yıllık kuşaklar tarihçemiz böyle. Her biri kendi döneminin izlerini taşıyan, dönemsel akımların etkisini yaşayan, kimi zaman bize özgü kimi zaman küresel renklere bürünmüş jenerasyonların her biri ayrı bir inceleme konusu.

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın canlı yayın programında verdikleri refleksle gündeme oturan Z kuşağı ise bizler gibi artık fosilleşme aşamasına gelmiş kuşaklar için henüz çok tanımlanmış, anlaşılmış, aşina bir kuşak değil. Bir anlamda “başka dünyaların insanıyız” misali bu yeni kuşağın en belirgin özelliği tüm geleneksel kalıpların ötesinde ve üzerinde, sadece davranışta değil düşünme tarzında öncelleriyle çatışma içinde olması.

Ülkemiz özgülünde 20. hatta 19. yüzyıla ait tüm çözümsüz sorunları miras bıraktığımız, bununla da yetinmeyip dünya ölçeğinde başta ekoloji, etnik ve cinsiyet ayrımcılığı gibi onlarca eşitsizlikle, gelecek kaygısıyla yüz göz ettiğimiz, “mutsuz ol, bu emirdir” tiradıyla çevresinde zombi halkası kurduğumuz bu kuşak, bu nesil kendi dilinde yakamıza yapışacaktır, yapışmaya başlamıştır.

Hal böyleyken yerel ölçeğimizde artık yaşı kemale erenlerle bu yeni yetme Z kuşağımızın muhabbeti ne düzeydedir?

Çok eşelemeye gerek yok, birçoğumuz için onlar, akılları bir karış havada, en hafif tabirle internet çocukları. Bunun ötesinde başka da bir bildiğimiz yok insanoğlunun bu “son sürümü”nden.

Hayatlarına dair bilgisizliğimiz bir yana onları hayata dair kılmak için bir çabamız var mı? Çok şüpheli. Kentin rakımı yüksek makamlarına göz attığımızda bırakalım Z kuşağını, A kuşağı bile sayılmayacak, bizim Hüseyin Aksakal’ın deyimiyle “duayenliği de devirip dinazor aşamasına geçmiş”, neredeyse Ereğli tarihini 6 bin yıl öteleyen İnönü Mağarası’ndaki arkeolojik kazılarda bulunması muhtemel kil tabletlerde ismi yazılı olabilecek ebedi şeflerin koltukla bütünleşmiş halleri çıkıyor karşımıza.

Seçilmişinden atanmışına, dernekçisinden meslek odasına (istisnalar hariç) kenti yönettiğini iddia eden bu beyinler deyim yerindeyse “alzheimer” sınırlarında kulaç atıyor.

Az geri durunda biraz da gençler otursun dediğinde, “genç” sıfatını üzerine alan ve veliaht prens gibi ortalıkta gezinen, yönetmeyi kendilerine tanınmış tanrısal ve sonsuz bir yetki zanneden bu erk sahibi erkekler ne gençlere ne kadınlara sıranın gelmesi halen birkaç bin ışık yılı uzakta.

Yani, gençlerden saygı bekleyelim kabul, otobüste yer versinler biz oturalım amenna. Ama bir zahmet yorgun bünyelerimizle işgal ettiğimiz, genç beden ve zekalara hasret “zirveleri” nefesi kuvvetli gençlere bırakalım. Aksi takdirde bu işin sonunda “benim kuşağım senin kuşağını döver” dalaşması kaçınılmaz. Ki en fazla klavye hızıyla düşünen nesillerin internet hızıyla yaşayan Z kuşağından yiyeceği sopayı kimse tasavvur edemez.



YORUMLAR


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

ZONGULDAK “LOBİSİNİN” EREĞLİ FOBİSİ


İlçeleriyle birlikte Zonguldak siyasetinin en bilinen karın ağrısıdır. Lobicilik, yerelcilik, klikçilik. Özellikle siyas... Devamını oku >>

ANNELİK DOĞADAN GELİR, BABALIK SONRADAN ÖĞRENİLİR...


Her babalar gününde olduğu gibi özellikle sosyal medyada tekrar eden bir ritüel bu günde boy gösterdi. Yapısı... Devamını oku >>

İKİ FARKLI POSBIYIK SÖYLEMİ… CİDDİ GÖRÜŞ - SİYASİ GÖRÜŞ…


Çok anlatılan ve bilinen bir hikâyedir. Bir kez de biz özetleyelim meramımızı anlatmadan önce… 12 Eylü... Devamını oku >>

Medya Gurmesi’nin Kısır Yemek Kültürü / YA DA SİNAGİLLER FAMİLYASININ BÜYÜK YETENEĞİ


Ak Parti İlçe Başkanı Mehmet Fatih Çakır 8 Haziran Pazartesi günü Ereğli’ye üniversite kampüsü... Devamını oku >>

Ellerin ağır abisi varsa senin de sayın abilerin var…


Ereğli’de kime dokunsan, efkarı birikmiş tiryaki kötümserliğiyle iç geçiriyor… Ne olacak bu Ereğli&... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

BENİM JENERASYONUM SENİN JENERASYONUNU DÖVER
PÜR MELALİMİZİ VALİ Mİ SÖYLEMELİYDİ?
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

6,8791
7,7452
392,50

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

az bulutlu
az bulutlu 27o

SON YORUMLAR