ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

Başka Bir Ülkenin Toprakları: KANDİLLİ

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

Yunanistan, ikinci dünya savaşını hücrelerine kadar yaşamış bir ülkedir. 1940’ta İtalya’nın başarısız işgal girişimi ardından 1941 yılında Hitler’in orduları İtalyan ve Bulgar ordularını da yedeğine alarak 1944 yılına kadar 300 bin sivilin yaşamını yitirdiği işgali gerçekleştirmişti.

1980’li yıllarda 12 Eylül cuntasından kaçarak Avrupa ülkelerine geçmek için Türkiye’yi terk eden birçok politik mültecinin ilk durağı olan Yunanistan’ın küçük bir sahil kasabasıdır Lavrion.

Ege kıyılarındaki bu küçük ve şirin kasabanın adının mültecilik ve Türkiye Cumhuriyeti karşıtı örgütlerin kamplarına ev sahipliği yapma ününün ötesinde derin anıları vardır.

Özellikle deniz kenarında ve liman bölgesinde 90 yıllarda hala ayakta kalan Nazi ordusundan kalan mevziler, kuvvetle muhtemel işgalcilerin yükleme boşaltma yaptığı bant sistemi ve makineler. Hayaletimsi, çürümeye terk edilmiş bu mevzi ve makinelerin kasaba sakinlerinin zihninde kuşaktan kuşağa aktarılan öyle bir karşılığı vardı ki, ne kimse bu alanlara gider ne de yıllarca dokunulmuştu. Aslında işgalin yarattığı ölüm ve tahribatların karşılığında kasaba halkının tavrı bir lanetleme, o lanetli yerlerden uzak durmaydı.

****

Kandilli, kömürle var olmuş Zonguldak’ın belki de kömür işletmeciliğine ilk ev sahipliği yapan beldelerinden birisi.

Fransızlarla başlayan, EKİ (Ereğli Kömür İşletmeleri’yle) devam eden, ardından TTK (Türkiye Taş Kömürü İşletmeleri’yle) günümüze kadar kömür işletmeleriyle nefes almış, farklı bir kültür yaratmış bu küçük beldemiz eski şaşalı günlerini sanki hiç yaşamamış gibi… Son nefesini veren bir insan ya da artık koşacak gücü kalmamış ve daha fazla can çekişmesin diye birazdan kafasına kurşun sıkılacak emektar ama yaşlı, yaralı, cılız bir at gibi.

1982 yılında henüz çocuk denecek yaştayken, şöhretinin son demlerini yaşarken ilk kez gördüğüm bu beldemize 2000’li yılların başından itibaren belli aralıklarla her gittiğimde bu can çekişen ama bir türlü canını veremeyen yaralı atın durumu içimi kanatır, yüreğimi burkar.

Bu iç kararması, beldenin daralan ekonomisi, azalan nüfusu, tükenmiş sosyal hayatı gibi birçok etkenden kaynaklansa da asıl trajik neden TTK’nı neredeyse terk ettiği, kaderiyle baş başa bırakılan ve her yıl biraz daha doğanın acımasız yıkımı karşısında ufalanan eski işletme binaları, özellikle de varagel diye tabir edilen bölgenin içler acısı durumudur.

Dün kızım ve bir akrabamla gittiğimde bölgeyi gezerken şu düşünceler kemirdi beynimi… Tamam, bireysel anıların tanığı mekanların yıkımı acıdır. Bir ekonominin çöküşü, onun yarattığı sosyal tahribat daha da kötüdür. Ama hiçbir şey, tarihin kendisinin can çekişmesinden daha acı ve aşağılayıcı olamaz.

Kandilli, Varagel bölgesinin bu can çekişen hali her gördüğümde, Lavriyon’da çürümeye terk edilmiş mevzi ve makineleri hatırlatır bana.

Onlar, işgalci bir gücün izlerinden duydukları tiksinti ve lanetlemeyle yapıyorlardı bunu. Ya biz Kandilli’de gözümüzün önünde tarihin can çekişmesine hangi haklı ve moda deyimle milli gerekçeyle göz yumuyoruz. Bütün hıncımız kömür üretiminin başlangıcında işin içinde olan Fransızlara, İtalyanlara mı? Keşke öyle olsaydı. Bizim hıncımız biraz da para kazandırma niteliğini kaybettiği için ve başka bir ülkeye aitmiş gibi arada bir görmekle yetindiğimiz bu can çekişen tarihe, bu topraklara sanki.

****

Türkiye sinemasının son dönemlerinin en başarılı yapıtlarından birisi olan Yılmaz Erdoğan imzalı “Kelebeğin Rüyası” filmi hikayesiyle, kahramanlarıyla, örgüsü ve tarihsel arka planıyla ve çekim yapılan çoğu sahnesiyle genelde bir Zonguldak, özelde ise Kandilli filmidir.

Bir çok Zonguldaklının belki de sadece adını duyduğu Hakkari’den çıkarak, Zonguldak’a ait çok ayrıntı bir konudan hareket eden, Zonguldaklı şairler Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu'nun hayat hikayesi çevresinde bir aşk, kömür, mükellefiyet, özetle Zonguldak filmi çekebilecek kadar bu toprakları seven, tanıyan Yılmaz Erdoğan’ın yine ortalama her Zonguldaklı tarafından sırf etnik kökeni nedeniyle “vatan haini” sıfatıyla ilişkilendirilip, galiz küfürlerle muhatap olması ayrı bir derin çelişkidir.

Yani, ilk benzetmede, Kandilli özelinde neredeyse bu topraklara düşman gibi bakmamız yetmezmiş gibi bu toprakların hikayesini ölümsüzleştiren bir anlamda bizden olmayanlara düşmanlık besleyerek “vatanseverliğimizi” kanıtlamak nasıl bir yurt sevgisidir.

Dünkü Kandilli gezisinden sonra çıkardığım sonuç şu ki ya bizim vatan severliğimizde bir sorun var ya da Kandilli başka bir ülkenin toprağı….

 

 



YORUMLAR

Asd | 17 Ağustos 2020
Buralar neden turizme kazandırılmaz anlamış değilim anlamayacağımda galiba yazık çok yazık
Kartal | 18 Ağustos 2020
Madenden emekli olan terk etmeyeçekti siyasiler küçük hesaplar içinde olmasalardı bu gün başka şeylerden bahsederdik
İ X İ R | 19 Ağustos 2020
"Kandilli benim için bir direniştir" Çocukluğumun en güzel yıllarını geçirdigim bir başka deyişle hayatı ve yaşamayı öğrendiğim, arkadaşlığı,dostluğu samimiyeti gördüğüm kısacası beni ben yapan bir yerdir kandili. Arasıra giderim Kandilliye,gözlerim dolar manasız´ca. Duygulan´mamak elde değil, kandili,bu kadar çaresiz ve kimsesiz bırakıl´mayı hak etmedi üstadım.


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

MADALYONUN İKİ YÜZÜ: “HAİN” ARINÇ, “KAHRAMAN” ÇAKICI…


Geride bıraktığımız haftaya iki isim damga vurdu. Neredeyse birbirleriyle hiçbir ortak yanı yok bu iki ismin. Kullandıkları dil, ... Devamını oku >>

EREĞLİ’NİN KÜÇÜK GELİNİ KİM?


Rahmetli annemin numunelik lafları vardı. Hemen her durumda lafı çok uzatmaz, durumu sade şekilde özetleyen, izah eden bir d... Devamını oku >>

BİR YEM BORUSU OLARAK, “EREĞLİ İL OLSUN” SÖYLEMİ VE POSBIYIK’IN ÜÇÜNCÜ YOLU


Kimi durumlar vardır. İzahı için saatlerce konuşulabilir. Ya da cuk oturacak bir sözle, deyimle fazla lafa gerek kalmaz. Bil... Devamını oku >>

DÜĞÜN DEĞİL BAYRAM DEĞİL, POSBIYIK KİMİ ÖPÜYOR?


Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, siyaset ve yöneticilik açısından küçümsenemeyecek bir birikim ve deney... Devamını oku >>

DEPREMİN KAHREDENLERİ VE KAHRAMANLARINA…


Acı duyuyorsan canlısın, başkasının acısını hissediyorsan insansın. Biyolojik yanını bir yana bırakırsak insan nedir, kime denir, sorusunu ... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

MADALYONUN İKİ YÜZÜ: “HAİN” ARINÇ, “KAHRAMAN” ÇAKICI…
KUTUP YILDIZININ GÜNÜ
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

7,8187
9,3602
449,33

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

açık
açık 14o

SON YORUMLAR