ANA SAYFA
GÜNDEM
SİYASET
EKONOMİ
MAGAZİN
EĞİTİM
SPOR
KÜLTÜR-SANAT
SAĞLIK
KÜNYE
İLETİŞİM

ABBAS MI ÖLDÜ, BİZİM VİCDANIMIZ MI?

   
 İzzet ASLANBAY İzzet ASLANBAY

Dün akşam saatlerinde ajanslara düşen trajik haber artık Zonguldak için kanıksanan, benimsenen ölüm haberlerinden biriydi.

“İddiaya göre ruhsatsız bir maden ocağında malzeme taşıdığı sırada dengesini kaybederek 80 metre yükseklikten çukura düşen yabancı uyruklu Abbas (25) isimli işçi hayatını kaybetti. Olay yerine 112 sağlık, AFAD, TTK tahlisiye ve polis ekipleri sevk edildi.

TTK tahlisiye ekiplerinin 2 saatlik çalışması sonucu ocaktan çıkartılan gencin cesedi ambulansla Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.”

Beş satırlık bu haber, soyadı bile meçhul, ülkesi dahil her şeyini kaybetmiş bir mültecinin belki de ağır bir yüke dönüşmüş yaşamının sonlanma öyküsü kadar bir kentin yaşadığı dramın da öyküsünü anlatıyordu.

SANAYİ DEVRİMİNİN ÜVEY ÇOCUĞU ZONGULDAK

James Watt’ın (1736-1819) buhar motorunu keşfetmesi Sanayi Devrimi’nin başlangıcı olarak kabul edilir. Watt, geliştirdiği buhar motorunun az çok ne işe yarayacağını, hatta insanlığa büyük bir hizmet ettiğini biliyordu. Bilemeyeceği, o an aklından geçirmediği o buhar motoruyla başlayacak sanayi devriminin bileşenleri olan ham madde, iş gücü, üretim ve pazar

süreçlerinin insanlığın başına açacağı devaya sorunlar, sıkıntılar, savaşlardı.

Zonguldak ana rahmine işte tam da sanayi devriminin tüm bu süreçlerde dünyayı kasıp kavurduğu, özellikler sanayinin çarklarını döndürecek buhar enerjisini yaratacak yakıta ulaşmak için (buna ham made ve ucuz işgücünü de eklemeli) dünyanın birbirini boğazladığı zaman diliminde düştü.

Her ne kadar kafa kağıdını Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte vilayet yapılarak alsa da Zonguldak esas olarak sanayi devriminin çocuğu olarak doğdu. Ama üvey bir çocuk. Zira maden açma ve işletme konusunda yeterli teknolojiye sahip olmayan Osmanlı, bu değerli madenin işletmesini uzun yıllar Belçika ve esas olarak Fransızlara bırakacaktı.

Kömür üretimi, millişeştikten sonra da madenlerde başta mükellefiyet süreçleri olmak üzere çok büyük sıkıntılar, (büyük grizu facialarını saymıyoruz bil, zira onlar işin “fıtratında” sayıldılar hep) yaşandı.

1990’lı yıllara kadar kendine özgü zorlukları ve yaşanan büyük acılarlarla birlikte bu kutsal taş ülke sanayisinin gelişiminin ana damarı oldu ve bölgeye iki büyü fabrikanın kazandırılmasının önünü açtı.

KABUL EDİLMİŞ BİR ÜRETİM ŞEKLİ OLARAK RUHSATSIZ MADENCİLİK

Dünya genelinde esen neoliberal politikaların sonucu olarak özelleştirmelerin Türkiye’de de atağa kalkmasıyla Zonguldak’ın, madenciliğin ve madencinin kaderinde de büyük dönüşümler ve sorunlar yaşanmaya başlandı.

Devletin elini tümüyle olmasa bile önemli oranda çektiği, TTK’nın tek başına tüm sahalarda üretim yapamadığı bu süreç Zonguldak’ı özel işletmelerle tanıştırdı. İş bununla sınırlı kalsa anlaşılırdı. Zira özel işletmeler de tüm yetersizliklerine, kar hırslarına rağmen en nihayetinde yetersiz de olsa “kanunlara” en azından “uyuyor” görüntüsü verecekti.

İşte sanayi devriminin üvey evladı Zonguldak’ın tam bu aşamada bir de gayrı meşru çocukları oldu. Adına “ruhsatsız maden” denilen herkesin haberdar olduğu, ama resmiyette olmadığı için üretim aşamasından iş güvenliği ve sağlığına kadar hiçbir hiçbir kurala uyma mecburiyeti olmayan, ucuzun da ucuzuna ürettiği kömürü piyasa değerinin altında başta bölgedeki termik santrallere satarak bu işletmeler, Zonguldak’ın son 30 yılının en karanlıkta kalmış ama bir o kadarda acılı-kanlı yüzünü oluşturdu.

KAÇAĞIN DA KAÇAĞI…

Dün akşam yaşamını kaybeden Abbas isimli Afgan genci örneğinden anlaşıldığı gibi artık ocağın kendisi kaçak olmakla kalmıyor, işçinin kaçak çalıştırılması da yetmiyor, belki de karın tokluğuna çalışan göçmen işçiler çalıştırılıyor.

Afgan genci Abbas’ın soy isimsiz servis edilen haberi aslında Abbas’ın kaçak bir madende öldüğünün haberi değildi.

Göz göre göre biraz da bile isteye Zonguldak’ın ölüm haberiydi. Hiçbir hukuka tabi olmayan, ruhsatsız ocak ve işletmelerin iş cinayetlerinde ölen “kaçak işçileri” basit bir üretim aletinin bozulması gibi gören bir vicdan ölümüydü bu.

Üstelik bu sefer çok vicdan yapmaya da gerek yoktu.

Zaten ölen de esamisi bile bilinmeyen bir Afgan’dı.

Abbas’ın değil ama Allah bizim vicdanımızın taksiratını affetsin…

Zira vicdan da öldükten sonra insan kendi ölümüne bile üzülmez..

 



YORUMLAR

adalı | 10 Aralık 2019
Abbasları afganistan,ırak,suriye de mülteci durumuna getiren kim?sebepleri ne?


İzzet ASLANBAY Tarafından Yazılan Son Yazılar

BOYUTU MU İŞLEVİ Mİ?


Durun, hemen heyecana kapılıp fantastik hayallere dalmayın! Gerçi sizler de haklısınız. Yurdum insanı, ülkemdeki teknolojik ... Devamını oku >>

FARKLI BİR POSBIYIK PORTRESİ


10 Ocak Cuma günü, Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladık. Mesleğin içinde olmak, gün&... Devamını oku >>

“İTİBARLI” MESLEĞİN İTİBARSIZ “GENERALLERİ”


Bugün 10 Ocak. Çalışan Gazeteciler Günü. Mesleğimiz ve meslektaşlarımız açısından tarihsel anlam ve günce... Devamını oku >>

Önce gazeteci öldü/Metin Göktepe’nin anısına…


Bir gün sonra 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayacağız. Kutlamaların içeriği malum. Siya... Devamını oku >>

MUSHAF’I SATIP KEMENÇE ALMAK…


Rahmetli annemim yaşanan durumu özetlemek için zamanı geldiğinde kullandığı çoğu yerel özellikler taşıyan deyimler ... Devamını oku >>

KÖŞE YAZARLARI

BOYUTU MU İŞLEVİ Mİ?
DERT ÖĞRETİR…
Nöbetçi Eczaneler

PİYASALAR

5,8950
6,5408
294,72

KDZ.EREĞLİ'DE HAVA DURUMU

hafif yağmur
hafif yağmur 8.o

SON YORUMLAR